Ve çakallar ve sırtlanlar ve Trabzon..

28 Nisan 2008 Pazartesi
Türkiye, hiçbir yabancı gazetecinin akredite olmaya gerek görmediği ve Türk kanalları dışında hiçbir yerde yayınlanmayan “Dünya’nın en büyük “sidik” ( Yılmaz Özdil üstadın tesbitidir) derbisi”ni konuşadursun, Trabzonsporlular için birinci gündem maddesi havuz gelirleri üzerinden şehir üzerinde yeni oyunlara “inilmesidir”.

Trabzonspor”un dükalar düzeninden 6 şampiyonluğu ve sayısız kupayı nasıl söküp aldığını bilmeyen, üç hacimlinin mahalle maçlarından üretip omuzlarına apolet yaptıkları yıldızları bu şehrin onurlu yıldızıyla aynı “değere” sahip zanneden, bu kentin müzesini dolup taşıran kupalardan değil birini, herhangi birinin sapını bile tutamazken dönüşümlü olarak �4. büyük biz olduk artıkın� tiradını ezber eden, kendi şehirlerinde üç hacimliye mahkum bir kimliksiz taraftar fotoğrafı veren ve şampiyonluğa oynarken bile tribünleri kellikten kurtaramayan �bir kısım ileri kuvvet� ve onları sahipleri bir yandan;

Trabzon”u ve Trabzonspor”u; kendi çaplarıyla sınırlamaya kalkan, yalın kimlikleriyle

açamadıkları siyaset ve ikbal kapılarını �Trabzonspor Yöneticisi� kartvizitiyle açmaya çalışan, kenti ve takımını beklentisiz ve hesapsızca seven ve kişisel beklentilerine engel olabilecek kim varsa �değersizleştirmeye� ve dolayısıyla ikbal yollarındaki her tür engeli sıfırlamaya çalışan, takım sevgisini bedava biletle ölçecek kadar değerlerinden kopan, Dozer Cemilleri, Süleyman Kuğu”ları, Avni Aker”leri sadece birer �isim� olarak algılayan, Ogün Samast”larla övünürken Volkan Konak”ları �öteleyen�ler ve sahipleri diğer yandan;

Hasılı;

Sırtlanlar ve çakallar tarafından kuşatılmış bu tarihi kent, en zayıf düştüğü zannedilen bu günlerde çok sinsice planlanan bir komployla karşı karşıyadır. Trabzon kentini ve markasını idare edenler, bu büyük tehlikeye karşı tüm iç çekişmelerden arınıp güçlerini birleştirmek zorundadır. Takımı idare edenlere, kentin kanaat önderleri de destek vermeli ve bu koca kurt sırtlanlar ve çakallar vadisinden, tüm güçleriyle donanmış olarak geçmelidir!

Geçen hafta içinde başını kimin çektiği malum olan Kulüpler Birliği, 12 takımın katılımıyla havuz sisteminin yeniden organize edilmesi talebiyle, aslında kendilerini yönlendiren kurum olan Futbol Federasyonu”na, güya, başvuru yapmış ve hükümet güdümlü Federasyonun �Aileden� başkanı Hasan Doğan da bu talebi �değerlendireceğini� söylemiştir. Bu zihniyetin temsilcileri, tarihin çektiği hiç bir fotoğrafta ön sırada oturmaya cesaret edemeyen, hep arkada kalan ve insanlığın ortak tarihine sinsi bakışlar bırakan bir geleneğin uzantılarıdır.

Trabzonlu uyan, Trabzonsporlu testi kırılmadan harekete geç!

Bu filmin sonunu görmek için çok zeki olmaya gerek yok, bu filmi sahneye koyanların zeka düzeyine sahip herkes bu senaryonun sonunu görebilir! Çok şükür ki, hemen her Trabzonsporlu”da, asgari olarak bu zatlarınki kadar zeka vardır.

Trabzon markasını değersizleştirip, müzelerinde ikinci lig şampiyonluk kupası dışında tek kupaları olmayan �ileri karakol�lar marifetiyle Trabzonspor”un 15 milyon doları elinden alınıp yok edilmek istenmektedir!

Kendi şehirlerinin takımını �2.takım� olarak tutan yöneticilerin egemenliğindeki Anadolu Futbolu”nun geleceği Trabzon”un �küçültülmesiyle!� ayağa kalkamaz, esasen kendi küçük adamların yönetimlerinden de haliyle, büyük takım zaten çıkmaz, çıkamaz..

Trabzonspor yönetimi, üç hacimlinin başkanıyla buluşup yardım dilemek yerine; kendi camiasının gücünü inanıp bu gücü harekete geçirmelidir. Her biri bir tarafıyla �devletin kucağında� olan üç hacimliden medet ummak Trabzonspor”a asla yakışmaz. Trabzon gücünü kendinden alır, diğerleri gibi rica etmez, icazet almaz; Tavır Alır!

Trabzonspor gerekirse havuzu bozmak ve milyonlarca dolardan vazgeçmek pahasına maçlarının naklen yayınıza izin vermez ve bunun bedelini öder! Bu ülkede Trabzonsporluları karşısına almaya cesaret edebilecek kim varmış, görelim!!!

Trabzonspor Yönetimi, Trabzonsporlu gibi davransın yeter, bu camia arkalarındadır!!

Ahmet Kaya”nın enfes müziğiyle zenginleşen Kerim Korcan şaheseri �Tatar Ramazan� filminin bir sahnesinde Ramazan (Kadir İnanır) mapushanenin sırtlanlar ve çakallar düzenine meydan okur ve hapishane müdürüne bağırır: �Benim adım Tatar Ramazan ben bu oyunu bozarım�

Benim adım Trabzonsporsa, ben bu oyunu bozarım arkadaş!
Halep arşın Trabzon. Hodri meydan..

Reklamlar

Volkan’ın Armağanı

27 Nisan 2008 Pazar
Bu başlığa bakıp Volkan’ı suçlayacağımı sakın ola düşünmeyin.
Başarılı bir sezon geçiren Fenerbahçe, büyük maçların mental yorgunluğuyla çıktığı Ali Sami Yen’de, tek bir galibiyetle tüm sezonu kurtarma yanlışı ve fırsatı yakalayan ezeli rakibi Galatasaray’ın inancına teslim oldu. 90 artı üçte bile rakibe pres yapma kararlılığındaki sarı kırmızılılar bu galibiyetle sezonu şampi… bitirdiler diyebiliriz.

Fenerbahçe’deki genel düşüşün skora yansıması kaçınılmazdı. Sürekli eleştiridğim Kezman sezonun en yi performanslarından birini yaşatırken, Maldonada tıpkı Trabznlu Hüseyin gibi takımının el freni gibi oynadı, takımını frenlemekle kalmadı, Aureillo’nun da sahadan silinmesine katkı yaptı. Bu yanlış elbette isimi geçen futbolcuların değil, çok sevdiğimiz Zico’nundur. Selçuk kenarda dururken yana oynamaktan başka brşey yapmayan Maldonado’yu 90 dakika sahada tutmanın bir bedeli olacaktı, ve oldu.( Bu paragraftaki görüşlerimim neredeyse tamamının, bu yazının yayınından 20 dakika sonra NTV de Rıdvan Dilmen’ce de aynen dile getirilmesi sadece tesadüftür)

Sahada dikkat çeken iki isim Arda Turan ve Deivid’di. Her ikisine de sundukları kreatif güzellikler için teşekkür edelim. Bir teşekkür de Fırat Aydınus ve arkadaşlarına.

Galatasaray bunca yokluktan bir şampiyonluk daha çıkarırsa, elbette alkışı fazlasıyla hak edecektir. Ama geçen yılı da şampiyon bitiren sarı kırmızılıların Avrupa arenasındaki başarısızlığı, aslında hedeflerin farklılaşması zorunluluğunu da hatırlatıyor. Türkiye liglerindeki şampiyonlukların, istatistik dışında bir değeri yok artık.

Hasılı, bu yılın şampiyonunun kaleci Volkan belirledi diyebiliriz…

Maç öncesi Acıbadem hastaneleirnin sahibi Mehmet Ali Aydınlar’ın oğlunun ölüm haberini aldık. Hayatın tüm anlamlarını sıfırlayan bu acı için oğul Aydınlar’a rahmet babaya da sabırlar dileyelim. Örnek spor adamı ve milli voleybolcu Galatasaraylı Değer Eraybar “baba”mızı da kaybettik. Tanımayanlar için büyük kayıp denebilecek bu “güzel adam”a da rahmet dileyelim. Değer abi, mekanın cennet olsun..
=============================================================

Her yıl lige tutunma mücadelesi veren, bu mücadeleyi verirken sevenlerine dokuz sevmeyenlerine 19 doğurtan Rizespor, bana göre Samet Aybaba doğrusunu Erdoğan Arıca yanlışıyla değiştirmenin bedelini lige veda ederek ödedi. Ligin en zayıf kadrolarından birine sahip olma dezavantajını, bu eksiklikleri çalışkanlığı ve gençlere verdiği şanslarla giderme geleneği olan Samet Aybaba ile giderme şansı yakalayan yeşil – mavililer, umalım ki seneye lig a da şampiyon olarak yeniden lige dönsün. Ama bu dönüş de bu sezona benzer sezon sonlarından birini daha yaşatacaksa, gelmesinler daha iyi..Maç sonrası Kayserispor idari menajeri Süleyman Hurma’ya yönelik iddialar, umalım ki kızgınlıkla söylenmiş olsun. Benim futbol standartlarıma göre bu ligin en iyi takımı olan Kayseri’nin Rize’yi yenmesinden doğal birşey yok. Kayseri camiası bu kadroyu koruyup, gerekli takviyelerle seneye daha büyük hedef koymalı, zira şehirde ve takımda bu potansiyel var.

Beşiktaş, “ezeli” rakibi Bursa’yı kolay geçerken, stresten arındıklarında nasıl kolayca 3 puana ulaştıklaırnı de, ders verircesine, gösterdi. Siyah beyazlıların tek umudu, Galatasaray’ın Sivas’ı deplasmanda devirerek kendileirne uefa yolunu açmasıdır artık. Doğrusu, sezon başında uefa hedefi konsaydı, bunca transfere gerek görülmez ve bu hedef rahatça tutturulurdu, kaybeden yine BJK olmuştur, hasılı..

Gaziantep’in hocası, Trabzon’u farklı yeneceklerini söyleyerek taraftarını maça çağırmıştı. Doğrusu bu ligde hiç bir maçın favorisi olamayacak kadar zayıf ve dengesiz bir kadroya sahip olan Trabzon’un bu maçtan puan çıkarmasını ben de beklemiyordum. Ama Nurullah beyin bu açıklamasından sonra, o futbolcuların olmasa bile, o bordo mavi formanın tek başına Gaziantep’i yenmesini bekliyordum. Bu olmadıysa, Trabzon defansının rakibe asist yapma geleneğinin bu maçta zirve yapmasındandır. Acı olan, Trabzon’la oynadığı maçlarda fark yememeyi başarı olarak gören bir geleneğin temsilcilerinin, Trabzon’a fark atarız söylemlerine bu kadar kolay sarılabilmeleridir, eh bunun sorumlusu da Nurullah gibi bilinçaltında sorun yaşayanlar olmasa gerek.

Sivasspor Denizli’den de beklendiği gibi 3 puanla dönerek Pazar finalinin sonucunu beklemeye başladı. Daha önce de belirttim, Sivas için en güzel sonuç iki İstanbulludan birinin kaybetmesidir. Zira bu sonuç yiğidoları Şampiyonlar Liginin eşiğine taşıyacaktır.

Ankaraspor Mehmet Yılmaz’la ligde kalışını ilan ederek, belediye takımlarının futbolumuzun yakasından düşmeyeceğini de belgeleid aslında. Ankaralılar seneye de futbol takımlarına epeyce bir destek olacaklar belli ki..Manisa, Vestel şokundan kurtulana kadar lige veda edecek noktaya geldi. Konya galibiyeti mucizenin başlangıcı olabilir mi göreceğiz.

CHP KURULTAYI VE KANALTÜRK İLİŞKİSİ
Bazı okurlarım, mesela Deniz Feneri’yle ilgili yolsuzluk davalarını yazmama rağmen, CHP- Kanaltürk ilişkisini yazmamamı eleştirmiş.
Bir kere, Deniz Feneri nin yaptığı, insanlık adına yapılabilecek en aşağılık hırsızlık türü, yani merhamet hortumculuğudur. Samimi duygularla bu derneğe hizmet edenleri elbette ayrı tutuyoruz, ama bu derneğin kurucuları ve mali kaynaklarını ellerinde tutanlar şu an Alman hapishanelerindedir ve suçlamalar çok ciddidir. Alman yasalarını, belgelerle desteklenmiş “hırsızlık ve dolandırıcılık” iddiasıyla yargılamaya başladığı kişilere hoşgörü mü göstermeliyim??
CHP- Kanaltürk ilişkisine gelince, mide bulandırıcıdır. Esasen bir dönem haber müdürlüğümü de yapan ve abi-kardeş ilişkisi içinde olduğum Tuncay Özkan’a da, seçtikleri yolun çok yanlış olduğunu söyledim, gazeteciler gazetecilik yapmalı, diyerek..Başka ne yapabilirdim!?
Deniz Baykal’a gelince, kendisi bana göre özelde Türk solunun genelde ise Türk siyasal yaşamının başına gelebilecek en kötü şeydir! ve sistemin en faşist lideridir ve solcu filan da değildir. Bir de şiirim var kendisiyle ilgili: Deniz Baykal’ın bir çiftliği var/ Çiftliğinde delegeleri var/ menfaat, menfaat diye bağırırı/ Baykal ve delegeleriiii. Daha ne diyim!? İşte yine kendisini seçtiler, vah Türkiye solu vaaahhh!!

SELÇUK AYDIN ŞAMPİYON
Mangal yürek Selçuk Aydın Güney Afrikalı rakibini sayıyla da olsa yenerek kendi sikletinde şampiyon olmayı başardı. Bordo- mavi formanın çok yakıştığı Selçuk’a kocaman alkışlar, organizasyonu köy panayırı düzeyine indirenlere de teesssüfler gönderelim.

FATİH AKIN FATİH AKIN..
En “güzel” Trabzonsporlulardan, dünya sinemasının her geçen gün biraz daha yakından tanıdığı Türk yönetmen Fatih Akın’a bir büyük ödül de yaşadığı ülke Almanya’dan geldi. 3 milyon avroluk “Altın Alman” film ödülüne layık görülen Akın, ödüllendirildiği “Yaşamın Kıyısında” isimle filminde parçalanmış ailelerin dramlarını beyaz perdeye taşımıştı.Bakalım Fatih’e ilk çamuru hangi Trabzonlu atacak!!

TRABZON UMUT TİYATROSU SANATIN VE KONAK’IN YANINDA
Trabzon markasını sanatla buluşturan oluşumların başında gelen Trabzon Umut Tiyatrosu, Volkan Konak’a yönelik “ayak oyunlarına” karşı bir deklerasyon yayınladı. Okuyalım:

BASINA VE KAMUOYUNA

Bir süredir Trabzon kamuoyunda yöremiz sanatçısı Volkan KONAK ile ilgili olarak Trabzonspor yönetimi ve ilgili kişiler dolayımında yapıla gelen tartışmalar şaşırtıcı, dikkat çekici ve bir o kadar da anlamlıdır.Sanat toplumların ilerlemesinde, çağdaşlaşmasında önemli bir işleve sahip olup, değeri yadsınamaz bir araçtır. Toplumlar, sanata, sanatçıya verdiği önem ile çağdaşlarından farklılaşır ve öne çıkarlar. O nedenle bir toplumda sanatı ve sanatçının saygınlığını gözetmek ve korumak toplumsal bir sorumluluk gereğidir.

Volkan KONAK yıllardır yaptığı müzik ile Karadeniz”in ezgilerini, müziğin evrenselliği içerisinde, çağdaş bir yorum katarak Türkiye halkı ile buluşturmuş, geniş kesimlerce beğeni ve taktir toplamış bir sanatçıdır.

Volkan KONAK, içinde yer aldığı her platformda Karadeniz”i, yöresinin kültürünün özgünlüğünü başarı ile temsil etmiş, sesinin, müziğinin coşkusu yapmış bir sanatçıdır.

Volkan KONAK demokrat ve çağdaş çizgisi ile Karadeniz”in aydınlık yüzlerinden biridir.
Değerli basın mensupları,
Sürdürülen tartışmalar zihinlerde bir linç çağrışımı uyandırmaktadır ki ülkemizde son yıllarda yaratılan bir arada yaşamı zorlaştıran, ötekileştiren, hoşgörüsüzlük içeren, gerici, bağnaz bir psikolojik iklimin ürünüdür. Bu iklimin yönetsel, siyasal kaynağı aşikar olup, yalnızca kendine demokrat, apaçık sanat düşmanıdır. Bu konuda Trabzon Devlet Tiyatrosu oyuncularının başına gelenler henüz hafızalarda tazeliğini korumaktadır.
Değerli basın mensupları,
Her şeyden önce bilinmelidir ki bu tartışmalar Volkan KONAK”a Trabzonspor”a, Trabzon kamuoyuna haksızlıktır. Bu tartışmalar Volkan KONAK”ın şahsında sanata, Trabzon”un kültür, sanat, edebiyat kokan tarihi dokusuna, aydınlık yapısına, yöre insanının sıcaklığına, hoşgörüsüne , hümanizmasına karşı bir körlük, kabalık, özensizlik, duyarsızlık örneğidir.

Trabzon kamuoyu sanata, sanatçısına, kendisinin ürettiği değerlere hiç şüphesiz her zaman sahip çıkacak bilince, olgunluğa sahiptir.

Trabzon Umut Tiyatrosu adına Cengiz AYDOĞDU
ÇARŞI VE BJK DUYARLILIĞI
Bir yakını için acil kan ihtiyacı duymayan, elde telefon telaş içinde sağı solu aramayan, kanın nasıl “yapılamayan” hayati bir ihtiyaç olduğunu ve sadece insandan edinebileceğini bilmeyenler; Beşiktaş Çarşı Grubu önderliğinde süregelen kan bağış kampanyasının önemini de bilemezler. Belli ki çarşı kansızlığa da karşı. İstanbul’da başlayıp tüm Türkiye’deki çarşılara “bulaşan” bu toplumsal duyarlılığın herkese sirayet etmesi tek dileğimizdir. Başına gelmeyen bilmez, başa gelmeden “bilmek”, bilseniz nasıl huzur verir..Teşekkürler Çarşı..

Sadri Şener’e Birkaç Soru ve Selçuk Aydın!

24 Nisan 2008 Perşembe

Sayın Başkan;

Meslek hayatımın ilk �spor� röportajını sizinle yapmış olmamın ve Acıbadem”deki büronuzda beni �büyük gazeteciymişim� gibi ağırlayışınızın etkisiyledir ki adınızı her duyduğumda yüzüme doğal bir tebessüm yayılır.

Kulübün yaşadığı çalkantılar sonrası sizin Başkanlığınızda oluşturulan yeni yönetim kuruluna da, sizin isminizden beslenen bir referansla umut olarak baktım.

Yaşadığınız sorunlar ve belki de en yakınlarınızca sürüklendiğiniz felaket sonrası da size olan duygularımızda bir değişim olmadı. Yeni yönetim dışarıdan bakıldığında her ne kadar �güdümlü� olarak algılansa da, sizin isminiz bu olumsuzluğu da aşmamızı sağladı.

Sizden 25 yıldır süregelen iniş eğrisini 3 ayda yukarıya çevirmenizi beklemeyecek kadar da içindeyim hayatın.

Şu kısacık yönetim döneminizde bana göre çok önemli üç yanlışa imza attınız sayın Şener.

Gökdeniz Karadeniz”in transferi henüz resmiyet kazanmamışken, bu oyuncumuza yönelik �yıldız değildir� açıklamalarınız hangi kaygılardan besleniyordu bilemedim!? Üzerinden 2 aya yakın bir zaman geçmesine rağmen hala akıl süzgecimden geçirip sağlıklı bir sonuca ulaşabilmiş değilim. Hangi akıl, gözden çıkarılmış bir �değer�i, değersizleştirme yolunu seçer??

Özkan Sümer”le çalışmak istemiyor olabilirsiniz, bunda anlaşılmayacak hiçbir şey yok. Ancak kulüp tarihindeki başarıları ve kulübe katkıları inkar edilemeyecek bir isimle yapılan ve mahrem kalması gereken protokolü, hangi saiklere sığınarak el altından basına sızdırıp, sözümona, sayın Sümer”i toplum gözünde küçük düşürüp istifaya zorladınız?

Volkan Konak”a yönelik oyun da aynıydı. Tıpkı sayın Sümer gibi Konak”ı da tribünler üzerinden halkın önüne attınız. Ancak önüne attığınız halk Volkan Konak”ı attığınız yerden kaldırıp başına taç yaptı, görüldüğü gibi..Resmi internet sitesinden yapılan �ilgimiz yoktur� açıklaması da kimseleri inandıramadı, maalesef..

Sayın Şener;

Eğer Trabzonsporu ve Trabzon markasını, şu kısa süreçte sırtımıza saplanan 3 kılıçla simgeleşen bu anlayışla yönetecekseniz; lütfen istifa edin. Ve lütfen bu istifa çağrısını, maddenin soğuk yüzüyle ya da �karşı tarafın adamı herhalde� sığlığıyla yorumlayanlara inanmayın. Şuna inanın; Şener soyadını, �Trabzon”un değersizleştirilmesi süreci� gibi bir cümlenin içinde görmek istemiyoruz, Trabzonspor dışındaki yegane kaygımız budur Sayın Şener.

Bu dilek sadece, sizi samimiyetle seven ve adınızın geçtiği her cümleye yakınlık hisseden Sedat Tunalı”nın değil, emin olun bu şehri ve Trabzonspor”u hesapsız ve beklentisizce seven milyonlarca Trabzonsporlunun dileğidir.

VOLKAN KONAK BASIN TOPLANTISINDA NE DİYECEK!

Kafasında neler var bilemem elbet. Bildiğim büyük bir tiksintiyi içinde taşıdığı ve takımı ele geçirdiklerine inandığı, kendi deyimiyle �çakallar�ın istediği gibi Trabzonsporla tüm bağlarını �koparma� kararlılığıdır. Yalnız bu �kopma�nın, aslında bir �dondurma� ve geçici olacağını da, haliyle, ekleyelim.

Bu arada, Volkan Konak”ın yeni yönetime �armağan� olmak üzere Trabzon markasıyla bire bir örtüşen bir Trabzonspor Marşı hazırladığını ve son şeklini verdiğini, sanırım birkaç yakın arkadaşı dışında kimse bilmiyordu. Volkan büyük bir sürprize hazırlanırken, kılıç yarası aldı. Malum kılıç yarasının izi kapanmaz, ama öldürmeyen her yara güç katarmış�Volkan”ın sadece bu marşa hayat vermek için, bu kış 10 gün yayla evine çekildiğini de çok az kişi bilir..Di..

TRABZON EMNİYET MÜDÜRÜNE ÇAĞRI

Trabzon”un başarılı çalışmalara imza attığını bildiğimiz Emniyet Müdürü sayın Feridun Boz”a küçük bir sitemimiz olacak. Sayın Boz, geçen hafta 3 şehir eşkiyası Mehmet Kınalı”yı demir sopalarla darp ederek dalağını parçaladı. İsimleri belli olan ve Trabzon”da ikamet eden bu isimlerin halen yakalanamamış olmasını normal mi karşılamalıyız? Bu konuda tatmin edici bir yanıt bekliyoruz.

DERBİ 3-2 BİTER!

Basınımızın; �Dünya”nın 2, hadi bilemedin 3 numaralı, o da olmadı yaw valla çok önemli bak� derbisi keçiboynuzu ligimizin şampiyonunu belirleyecek. Rüyamda skoru 3-2 olarak gördüm, ama kimin kazandığını göremedim, son golde oğlumla yerlerde yuvarlanıyorduk kimin attığını seçemedim!!

Böyyük sipol yazarları gibi analizine girersek işin;

Fenerbahçe futbolun yalın gerçeklerinden bakınca maçın favorisi. Kaleci avantajı var, defans avantajı var, orta saha avantajı var, forvet dengesi var. Ama maça Kezman yanlışıyla başlarlarsa, Galatasaray”ın en başarılı hattı olan forveti sarı-lacivert fileleri sarı kırmız topla buluşturup 3 puanı koparır. Üstelik bu sarı kırmızı topu �itekleyen� de, Kezman bonusuyla çok da yorulmayacak olan Servet- Emre ikilisinden biri olabilir!

Galatasaray”ın en büyük artısı, Adnan Abi”nin haşarı ve çapkın oğludur, Arda”dır yani. Ayran içme rahatlığında adam geçen Arda, tek vuruş konusunda uzman forvetine birkaç lokum sunacaktır. Keza Kalli”nin gidişiyle dönüş sinyali veren Lincoln”den de lokum kıvamında birkaç armağan alması olası olan Galatasaray forveti işi bitirebilir.

Bu maçın kazananı ligin şampiyonu, kaybedeni de 3.sü olur. Sivasspor”un Şampiyonluk beklentisi ne düzeyde bilmiyorum ama derbiden beraberlik çıkması sanılanın aksine Sivas”ın işine gelmez. Sivas”ın en gerçekçi hedefi şampiyonlar ligi olmalı ve bu hedefin ilk şartı iki İstanbulludan birini kaybetmesidir! İtirazı olan kaybolsun!!

YORUM YAZAN ARKADAŞLARA HATIRLATMA
Yazıma gelen ilk 2 yorumdan birinde Fener diğerinde Galatasaray düşmanı olarak suçlandım! Çok rica ediyorum, okuduğunu anlayamayan, laf olsun diye yorum yazan, ve belli bir zeka düzeyi tutturamayanlar yorum filan yazmasın, beni de okumasınlar. Okuyacak o kadar çok adam var ki..

HAKAN ŞÜKÜR VE GÜL!
Derbi öncesi Hakan Şükür’ün “kutlu doğum haftası” referanslı “itidal” çağrısı suni gündemlerimizden biri oldu. Hakan’ı gerek oyuncu gerekse ahlaki duruşu nedeniyle seven biri olarak, bu açıklamayı sporcu kimliğiyle örtüştüremediğimi de söylemeliyim. Hakan’ın, çevresindeki birçok futbolcu arkadaşıyla birlikte “Fethullahi” olduğu biline ve söylenegeldiği için bu açıklama biraz gereksiz kaçtı. Elbette söylenenlere kimsenin itirazı olmaz Hakan kardeş, lakin söylenen kadar söyleyen de önemlidir ve ben senden işinle ilgili teknik yorumlar dinlemek isterim. Hakan Şükür’ün siyasi görüşü, samimiyetle söylüyorum, kendisini ilgilendirir, ama bu siyasete hizmet eden açıklamalar yaptığı anda sporcu kimliği sona erer. Eğer Hakan Kardeşimiz siyaset yapacaksa yeri spor kulüpleri değil siyasi partilerdir. Biraz daha sabredip bu emeline de ulaşabilir.Anlamayanlara…

BÜLENT UYGUN DEĞİL!
Dünün meneceri bugünün başarılı teknik adamı Bülent Uygun için yakın çevresi ve menecer arkadaşları “yol yapım ve açım” çalışmalarına başlamışlar. Uygun, ligin başındaki olaylı maç sonrası ektiği “arap-israil savaşı” nifak tohumlarının bedelini ödemeden Trabzon’a değil teknik direktör , yardımcı hoca bile olamaz, olmamalı.. Bu affedilmez hatayı bir yana bıraksak bile, Uygun’un teknik adam birikimi ve duruşuyla da Trabzon’un yükünü taşıyamayacağı çok açık. Dedik ya, menecer oyunu, yemezler, yedirmezler…

YATTARA’NIN SÖZLEŞMESİ NEREDE!
Gazeteci ağabeyimiz İhsan Öksüz, Yattara ile yapıldığı söylenen sözleşmenin peşini bırakmıyor. Sayın Öksüz belli ki bu sözleşmenin yapıldığına inanmıyor ve inandırılmayı bekliyor. Bunun tek yolu da sözleşmenin ve sözleşme şartlarının kamuya açıklanması. Ancak anlaşılan ortada henüz sözleşme filan yok, olsaydı bu konu bu kadar uzamazdı. İhsan abiye gazeteciliğin altın kuralı olan “fikri takip” örneği için şahsen teşekkür eder, Yattara’nın sözleşmesini görmek isteyen kitleye dahlolduğumu ilan ederim

ALMAN SAVCILIĞINDAN DENİZ FENERİ’NE DOLANDIRICILIK DAVASI
Alman mali polisinin bir yıl önceki operasyonuyla gündeme gelen Deniz Feneri EV derneği yöneticileri hakkında “organize dolandırıcılık” davası açıldı.
Savcılık iddianamesinde, bağış olarak toplanan 42 milyon avronun 18 milyonluk kısmının kuryeler marifetiyle usulsüz olarak Türkiye’ye aktarıldığı belirtiliyor. Bir yıldır tutuklu bulunan dernek yöneticileri Mehmet Gürhan Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş’in önümüzdeki günlerde mahkeme huzuruna çıkarılması bekleniyor. Bu arada Deniz Feneri ile ilgili yazıma tepkiler alıyorum, ama dikakt çeken şu: Hırsızın hiç suçu yok!!

SELÇUK AYDIN’I TANIR MISINIZ?
Sözde ulusal özde İstanbul medyasının görmezden geldiği “ulusal” değerlerimizden biri de Selçuk Aydın. Trabzonsporlu olmak gibi bir “aykırılığı” olan Aydın, 26 Nisan akşamı memleketi Trabzon’da Kıtalararası Altın Kemer’i kazanmak için Güney Afrikalı rakibi Lucky Lewele ile karşılaşıyor. Ötekileştirilmiş bir kentin herşeye rağmen memleket sevgisiyle dolu aslanlarından biridir Selçuk Aydın. Kazansa da kaybetse de gönlümüzeeki yeri değişmeyecektir. Haydi Selçuk vur, kır parçala demeyeceğim, zira boks da bir spordur ve her oyunun bir kazananı bir de kaybedeni olacaktır. Selçuk o dik ve ilkeli duruşuyla hayatının tüm maçlarını kazanmıştır zaten, bundan sonrası sadece temsil…Bu arada Aydın’a her tür desteği veren İbrahim Hacıosmanoğlu’na da teşekkür edelim.

SAKARYA’DA TRABZONSPOR GECESİ
Sakarya’da yaşayan Trabzonsporlular yemekte buluşuyor. Üniversiteli öğrencilerin öncülüğünde gerçekleşecek geceye dair bilgi almak için http://www.sau-ts.com sitesini ziyaret etmeniz yeterli olacaktır. Geceye katılan ve emek veren başta İbrahim olmak üzere tüm gönüldeşlere muhabbetlerimizi gönderelim. Bilseniz aranızda olup hoptek oynamayı ne çok isterim..

BEN DİYORUM ÇANAKKALE BOĞAZI…
Trabzon’da “yayın yapan” bir gazeteci arkadaşımız, yine kendince beni önemsemeyişini kaleme alıp dersler! vermiş.
Yazdıklarını okurken bir yandan da at yarışı izliyordum. Bursa programında 2. ayakta 6 numaralı Cat Walk’un startta kalması daha önemli olduğu için yazıya yoğunlaşamadım. Yazının sonunda adam olmaktan bahsetmiş. Bak bunu tavsiye ederim, isabet olur. .
Cevap yazmayacakmış, e ne güzel işte.

Trabzon Kazanı! Sivas’ın inadı Panorama ve Hıncal Uluç Çağrısı!

19 Nisan 2008 Cumartesi
Ligin düğümü bu hafta çözülür mü bilmem, zira olası bir beraberlik ligin şampiyonunun son haftaya bırakabilir. Muhtemel bir Fenerbahçe galibiyeti, sarı lacivertlileri Trabzon’a “şampiyon” sıfatıyla taşıyacağı için, Sivas – Galatasaray maçı, şampiyonlar liginin diğer yolcusunu belirlemek dışında bir anlam taşımayacaktır, hoş bu da ziyadesiyle anlamlıdır. BJK’nın tek şansı ise rakiplerin sırayla kayıpları oynaması ki, bu saatten sonra çok zor. UEFA şansını Galatasaray’ın Sivas galibiyetine endeksleyen Kartal için bu sezonu da “hatalı yönetimlerle kaybedilen sezonlar ve paralar dosyası”na koyabiliriz. Trabzon’dan söz etmediğimizi gördünüz, şu ara meşgul çalıyor Trabzon, daha kendi değerlerini çarçur edip, egoları aklın ve şehrin önüne çıkarma sürecini tamamlayamadılar. Ama kararlı bir şekilde hedefe yüründüğü için başaracaklarına ve birkaç yıl sonra efsaneye kilit vuracaklarına dair umut verici gelişmeler var.

Fenerbahçe’nin Denizli, Galatasaray’ın da İBŞ galibiyetleri beklenen sonuçlardı, hatta Sivas’ın, bana göre ligin en kaliteli kadrolarından birine sahip Ankaraspor’u zor da olsa alt edişi de normaldi. Normal olmayan , BJK’nın ölüm kalım mücadelesi veren Rize’den 3 puan çıkaran performansıydı. İlk 11’in de “tanıdık” tek bir oyuncu bile sayamadığımız Rize önünde alınmış bu galibiyet Kartal’a ne ifade eder bilmiyorum ama, Rize için lige vedanın en güçlü salvosuydu. Yine de herşey bitmiş sayılmaz..
Kezman’ın kaçırdığı gol, Tjiku’nun Lincoln’e salladığı tekme, Trabzon tribünlerindeki rezillik, G.Birliği’nin Trabzon’da kazanacak performansı sahaya taşıyamayışının iki hafta sonra çıkacak acısı, Bursa’nın ilamı, Kasımpaşa’nın paşa paşa dönüşü, Manisa’nın erim erim erimesi, vesaire vesaire..Şu dakikadan itibaren hepsi birer ayrıntı artık, şimdi tüm Türkiye, ligimizin derbisine kilitlenecek.
Zaten tüm bu saydıklarımız, sayamadıklaırmız, külliyen hepsi; şu dünyanın 1, bilemedin 2 numaralı derbisinin tavşanı değil miydi?

Haydi Türkiyem ve onun ilkeli spor basını; herkesi bu maça hazırla!!
===============================================================

Sivas’ın Direnişi

Siz bakmayın Sivas’a yönelik “iyi ki varlar, Türk futbolu için çok güzel oldu, inşallah devamı gelir” şeklinde cümleleşen “tarafsız spor yazarı” görüşlerine.
Sivaslı kardeşlerim;
Keşke lige talihsiz Trabzon maçıyla başlamasaydınız! Keşke teknik direktörünüz ve başkanınız bir futbol maçından arap-israil savaşı çıkaracak kadar akıl sağlığından uzak kalmasalardı, keşke bazı futbolcuların başını çektiği çirkefliğin rengi kırmızı-beyaz olmasaydı..Keşke, keşke..
Ama ben tüm keşkelere rağmen, Trabzon camiasının kahır ekseriyetinin aksine yine de sizin şampiyon olmanızı istiyorum. Zira, sizin yerinize bir İktidar takımının şampiyonluğunu dilemek, Trabzon’un varoluş gerekçelerini sıfırlarken, kendiyle de çelişmenin fotoğrafı olarak arşivlere taşınır. Ben bunu yapmayacağım, ben bugünü değil yarını da düşünmek ve tarihe cümle düşürürken, geçmişle geleceği diyalektik bir süzgeçten geçirmek zorundayım. İşte bu nedenle, iktidar edenlerin değil, aşağıdan gelenlerin yanındayım. Haydi Sivas..
Ben geçmişi unuttum, kalbim sizinle..
Şimdi tüm spor kamuoyu sizinleymiş gibi durur, sakın onlara aldanmayın. İstanbul medyasının Anadolu’ya desteğinin sınırı, Gaziantepspor’un İstanbul deplasmanında Fenerbahçe’ye karşı ilk yarıyı 3-0 önde bitirdiği yere kadardır. Bu gerçeği sakın ıskalamayın ve son 3 maça öyle çıkın! Anlı şanlı isimlerin Sivas’a verdiği destek, gönüllerindeki takımın menfaatiyle çakıştığı yere kadardır! Trabzonspor bu iki yüzlü desteğe hiç ihtiyaç duymadan ve sadece kendi gücüyle şampiyon olma doğrusuyla var oldu. Lütfen bu yolu takip edin ve en azından beni, sevindirin.
===============================================================

Eskilerin “Abril”i, bizlerin Nisan’ı, Trabzonspor sevdalılaırnın yüreğine ateşler düşüren bir aydır, bakmayın yağmurunun bol olmasına. O yağmur taneleri; Nisan ayı içinde iki ayrı deplasmana çıkan Trabzonspor taraftarlarının biri Samsun yakınları biri Kızılcahamam’da olmak üzere iki ayrı kazada kaybettiğimiz 11 kardeşimize dökülen ağıtın göz yaşlarıdır aslında. O kardeşlerimiz, canlarımız bugün ebediyet ülkesinde istirahat ediyorlar, ama benim gençlik kuşağımın temsilcisi olan bu kardeşlerimizi hiç unutmadık, unutmamız da mümkün değil.. Bu vesileyle bu kardeşlerimizi unutmayan, mezarlarını ziyaret eden herkese kalbimin derinlerinden minnetlerimi sunuyorum..Öleni ve kalanıyla; iyi ki varsınız kardeşlerim…

Derdimiz dramatik bir giriş değildi elbet, ve fakat hayat bizi çok zaman rüzgarına yaprak eder, ne dense boş.

Trabzonspor’un, kendisi için olmasa bile, lige her vedasının günah keçisi sayıldığı komşusu Rize’nin lige tutunma çabasına destek olmak için bu maçı kazanması gerektiğini yazmış, bu dileğimizin Gençlerbirliği antipatisiyle değil, Rize’yi daha çok sevmeyle ilgili olduğunu da eklemiştik. Camiadaki bölünmelerden “güç” alan Lig Tv’nin naklen yayın sözünü iç edip ekranları bordo-mavisiz bırakışıyla maçı izleyemedik haliyle. İlk dakikadan itibaren bir keçiboynuzunun karşılıklı ısırılıp 90. dakikalık yavan bir yalaşma seansının yaşandığını, izleyenler söyledi. Hamza Mısır ve Emrullah Kınalı’nın yalancısıyım. Doğrusu, şu oyuncu kadrsounun “kazandığı” her puanı kar sayan biri olarak, beraberliğe şaşırmadığımı, hatta komşu adına sevindiğimi de söylemeli. Ankara’nın sempatik takımı, şu Trabzon’dan 3 puanı alamıyorsa, lige veda etmeye de adaydır. Neyse, izlemediğimiz bir maç için bu kadarı yeterli.

Zaten bu maçtan Trabzonspor tarihine pozisyonlar değil, maç öncesi asılan pankartlar kalacaktır. Haluk Ulusoy’a yönelik “ısmarlama” pankart ve tezahüratları andıran “Volkan Konak’ı küçük düşürmeyi amaçlayan” pankartlar tüm Trabzon’a yara açmıştır. Tek derdi ve tasası Trabzon markasına değer katmak olan, bulunduğu her ortamda Trabzonluluğuyla övünen ve kent değerlerine sonuna kadar sahip çıkan bir sanatçıya bunu yapabiliyorsak, sahip olduğumuzu zannettiğimiz değerlerimizin çoğunu kaybetmişiz demektir. Kentin bu noktaya taşınmasının, aralarında sorun yaşanan kişi ve kurumların tribünler üzerinden “hesaplaşmayı” seçmesinin birçok alt bileşeni olabilir, ama aslolan şu sanırım; Bu şehirde herkes herkese kuşkuyla bakıyor ve hiç kimse hiç kimseyi sevmiyor. Bu şehrin insanları, kişiselliğin batağına hapsedilen egolarını sıfırlayıp, gönüllerine, acilen, sevgi tohumları ekmeli.

Bir önceki yazımdan, bazı haklı gerekçelerle üstelik, rahatsız olan bir yönetici kardeşimize hak vermiş ve birazda öznel koşullarım gereği maksadı aşan bazı ifadeleri, hiç bir komplekse kapılmadan ve seve seve düzelteceğimi söylemiştim.

Kendinizi bir anlığına da olsa benim yerime koyun. Son 18 yıldır neredeyse hergün görüştüğüm, paraya değer vermeyişine yüzlerce kez tanık olduğum bir arkadaşım aleyhine tribünlerde pankartlar açılıyor ve tüm kentin gururu olması gereken bir “marka”, ayaklarından tutularak Trabzon Kazanı’nın içine çekilmeye çalışılıyor!

Volkan Konak o kazana sığmaz, bilirim..Ve bu kavganın kazananı olmaz, kaybedeni ise hepimiziz..

Kentin kanaat önderleri neredesiniz???

FENERBAHÇE’NİN HINCAL TAKINTISI
HIncal Uluç’un “herşeyi bilen adam, herkesüstü, yürüyenego” hallerinden ben de çok hazzetmiyorum. Bu hazzetmeyiş, Uluç’un bir kalem ve anlatım ustası olduğu gerçeğini de değiştirmez ve yazdıklarını okumaya gayret ederim.
Fenerbahçe camiasında Uluç’a yönelik tepkiler olduğunu, bu tepkilerin haklı gerekçelerinin de olduğunu düşünüyorum. Komplo teorileriyle yatıp kalkan bir ülkede Uluç’un da bu meşrebe uygun senaryolar üretmesi şaşırtıcı olmamalı.
Benim kabul edemediğim; Fenerbahçe kulübünün tüzel kimliğini kullanarak bir yazarı boykota çağırmasıdır. Doğru olan, iddia sahibi yazarın iddialarını çürütecek argümanları kamuoyuyla paylaşmak ve iddia sahibini iftiracı-senarist durumuna düşürüp, başta Fenerbahçeliler olmak üzere tüm kamuoyunun bu ismi kendiliğinden yalnızlığa mahkum etmesini beklemektir. Ancak sarı lacivert camianın temsilcileri bu doğruya hayata geçirmek yerine, lider pozisyonun karakterine uygun bir açılımla tepeden inmeci bir yaklaşımla dikte etmeyi yeğliyor. Bu tavır da; haklıyken bile sonuç alamama açmazına sürüklüyor.
Fenerbahçe Yönetimine çağrım şu;
Velev ki haklısınız ve tüm sporseverler olarak Hıncal Uluç’a tepki koymamız gerekiyor. Ben kendi adıma bunu yapabilirim, ama önce sizden de samimi olduğunuzu gösteren bir adım bekliyorum. Mesela; çetecilik suçlamasıyla yargılanan ve yurt dışına çıkış yasağı olan ikinci başkan sayın Nihat Özdemir, soruşturma sonuna kadar bu görevinden istifa edebilir mi!?
Umarım derdimi anlayan çıkar…

NERESİNDEN TUTARSAN ELİNDE KALAN BİR YAZI
Volkan Konak ve Karayemiş Tesisleri üzerine yazdıklarım birçok kişiyi rahatsız etti. Eleştirilerin bir kısmı haklı gerekçelere de dayanıyordu üstelik ve profesyonel bir gazeteci olarak ilgili tarafa bunu da açık yüreklilikle söyledik.

Yerel basında görevli arkadaşlarımdan biri, ki kişisel olarak yazılarını da beğenirim, benim konuyla ilgili yazımı, genel olarak bilgi eksikliğiyle suçlamış. Bu da bir görüş ve eksiklik olduğunun ben de farkındayım. Ancak, ben Trabzon’un yetiştirdiği değerlerden birinin, medya kanalıyla toplumun önüne atılmasına duyduğum kızgınlıkla bu yazıyı kaleme alırken bile isim vermekten imtina ettim, zira kişileri toplumun önüne atmak Trabzon değerleriyle örtüşmez.

Sözkonusu arkadaş; benim yazılarımda neden Tunalı soyadını kullandığımı sormuş ve çoook önem verdiği bu ayrıntıyı başlığa taşımış. Bunu yaparken neyi amaçlamış, hangi amerikayı yeniden keşfetmiş bilmiyorum, ama bu kadarı bile “bel altından vurmak için fırsat kollayan bir ruh halinin” habercisi. İyi niyetli biri için bu sorunun yanıtı çok kolayca bulunabilirdi oysa. Ne bileyim Ergun Ata’ya, İhsan Öksüz’e, Servet Özkara’ya sorabilirdi mesela, “Kınalı neden Tunalı soyadını kullanıyor” diyebilir, ve normal bir kişiliğin utanması gereken bu başlığı köşesine taşımazdı. İsterse Şişli 3. Sulh Ceza Mahkemesi’ne ihbar mektubu da yazsın.Ama dedim ya, amaç sorulara yanıt almak değil, bel altına çalışmak!

Benim “kendimi met (aynen böyle yazdığı için düzeltmedim, evet “met”) ettiğimi vurgulamış. Eh ben de Trabzonluyum, malum biz kendimizi övmeye bayılır kendimizden başkasını da sevmeyiz, haliyle ben de doğal davranmışım işte, ne var bunda.! Sedat Simavi röportaj ödülünü aldım diye ben değil Trabzon övünmeli, ama bunu da anlamamış belli ki..Haberi bile olmamıştır, eminim..

Sonra beni araştırma yapmadan yazmakla suçlamış, ki bu konuda kulüp arşivindeki belgelere ulaşmanın zorluğundan beslenen haklılık payı da var. Ama bana bu suçlamayı yönelten arkadaş, bir cümle sonra kendisinin nasıl yeterli araştırma yapmadan suçlamalarda bulunduğunu, ama gerçeği öğrenince düzelttiğini eklemiş. Eh, teşekkür ederiz, ne diyebilirim ki..

Bir de, Kızılay Genel Başkanı TekinKüçükali’nin basın danışmanı olduğumu, dolayısıyla gerçek ismimi bu yüzden kullanamadığımı ima ederek, beni tebessümlere gark etmiş. Trabzonlu “hemşehrim” Tekin Küçükali’ye “destek” vermek için hangi işi bırakıp geldiğimi bilmemesi normal, normal olmayan herkesi işinin ve sahibinin kölesi sanması.
Hasılı;
Ruhuna efendilik edemeyenlerin beni anlaması zor. Yazılarını okuduğum biriyle bile bu noktaya taşındıysak, galiba bu Trabzonspor’u yazma işini hiç bir keyfi kalmadı..Tutup da Volkan gibi kulüp üyeliğinden istifa edecek değilim, hoş Volkan’ın da bunu yapmaması gerekir, yapmayacaktır da..Dışarıda kaşı kanasa içimi acıtacak insanlarla içeride birbirimizi yiyoruz..Ne bu ya!!

ERGUN ATA BAŞKAN!
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin yeni başkanı Ergun Ata oldu. Ali Kemal Yazıcı ile girdiği başkanlık yarışını kazanan Ata’ya yeni görevinde başarılar dileyip, Yazıcı’ya da demokratik olgunluğu için teşekkür edelim. Bir teşekkür de bu görevi 2 yıldır layıkıyla yapan ve unutulmaya yüz tutmuş Trabzon beyefendisi tipinin son temsilcilerinden biri olarak gördüğüm Ahmet Şefik kardeşimize olsun.

ALİ SAVAŞ’A GEÇMİŞ OLA
Aksal Yavuz ve İhsan Öksüz’le birlikte yazılaırnı kaçırmamaya çalıştım Trabzonlu ağabeylerden Servet Özkara’nın yazısından Ali Savaş’ın sağlık sorunları yaşadığını öğrendim. Üslubunu beğendiğim Ali Savaş’a Servet Abi gibi seslenmek istiyorum, gıyabi izniyle: Ali Savaş bitir şu tetkikleri de gel yavaş yavaş. Şimdiden geçmiş olsun sayın Savaş..

TRABZON UMUT TİYATROSU’NDAN BEKLENİYORSUNUZ!
Eğer şehrinizin aydınlık yüzünü temsil etmek ve çağdaş sanatlardan birine hizmet ederken kendi gelişiminize de katkı yapmak istiyorsanız, Trabzon Umut Tiyatrosu sizi bekliyor. Cengiz Aydoğdu ve Münir Altuntaş’ın özverili tiyatro gemisinde size de yer var. Tek, isteyin..
Trabzon Umut Tiyatrosu: 0462 326 10 01

Trabzonlunun Trabzonluya yaptığı ve Volkan Konak..

16 Nisan 2008 Çarşamba

Doksanlı yılların ortaları olmalı. Bab-ı Ali’nin en kıdemli iki gece muhabirinden biriyim, diğeri kim denecek haliyle, O da şimdinin Fox İstanbul Haber Müdürü Eyüp Karasakal. Eyüp CNN Türk’e ben Kanal D’ye çalışıyoruz. Hemen her gece İstanbul’un bir köşesine savruluyoruz. Bir dakika sonranızın nasıl yaşanacağını önceden hesap edemeyişin büyüsüyle olsa gerek, hayat bizi nereye sürüklerse oraya doymak bilmez bir haber iştihasını adımlıyoruz..Eyüp Şehzadebaşı çocuğu, Cingöz Recai meşrebinden, ben taşralı bir muhabir, ama kazıyarak gelen cinsten, gücünü haberciliğinden alan..

Bu girişin amacı sizlerin gereksiz bilgiler dağarcığınıza katkı yapmak değil elbet. O yıllarda İstanbul Kartal’da Trabzonspor’a tahsis edilen “Kartal Trabzonspor Tesisleri” olarak bilinen yerin türlü-çeşitli sorunlarından biri de, Kartal Emniyet Müdürlüğü ve Kartal Belediye Başkanlığı’nın, bu yerin Trabzonspor’a verilmesinden duydukları rahatsızlıktı. Geçenlerde bir medya kanalından, bilgisizce ve “dolduruş” hissi veren ve içinde Volkan Konak ve Tekin Küçükali isimleri geçen cümlelerin ne kadar zavallı cümleler olduklarını benden iyi, hadi kimse bilemez demeyelim de, çok az kişi bilebilir..Açıklayalım.
İlk söylenmesi gereken şu; sözkonusu arazinin Trabzonspor’a tahsisi için İstanbul Büyükşehir Belediye Meclsi’nden bir karar çıkarılması gerekiyordu ve Meclis’in Kartallı üyelerinden biri, Kartalspor’a belli bir oran ayrılmazsa karara şerh koyacağını söyleyerk engel çıkardı. Sözkonusu şahıs, “özel” görüşmelerle ikna edilmesine rağmen sorun aşılamamış ve dönemin Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, şahsi yetkisini kullanarak bu arazisyi “Başkanlık Onayı” ile Trabzonspor’a vermişti.

Mehmet Ali Yılmaz Yönetiminden Tekin Küçükali de Trabzonspor adına araziyi ihaleye çıkarmış, verilen teklifler içinde en uygunu Migros’un teklifi olunca da arazi Migros’a kiralanmış. Migros, hem kendi inşaatını hem de Trabzonspor’a ayrılan yerin kaba inşaatını tamamlayıp kulübe teslim edecekti, ve etti.

Kabası bitmiş inşaatı teslim alan Trabzonspor, o tarihte gazete ilanlarıyla tesisi harekete geçirecek kişi ve kurumlardan teklif bekledi ancak tek bir teklif bile gelmedi. Bunun üzerine Başkan Mehmet Ali Yılmaz Volkan Konak’ı çağırarak bu tesisi işletip işletemeyeceğini sordu. Burayı işletecek parası olmadığını söyleyen Volkan Konak’a “ben sana destek olacağım, sen bu işe gir” diyen Yılmaz, tesisi hatırı sayılır bir sermaye desteği verdiği Konak’a teslim etti. Devasa tesisin sadece mutfak gereçlerinin yaklaşık 300 binin dolar tuttuğunu , toplam tefriş maliyetinin 1.5 milyon dolar olduğunu söylersem, Volkan Konak’ın daha sonra sermaye katkısı sağlamak için neden 4 ortak daha aldığını sanırım herkes rahatça anlar.

İşte Trabzoınspor’un kasasından tek bir kuruş bile çıkmadan inşa edilip tefrişi yapılan bu tesisi yeni sorunlar bekliyordu. İlk geceki açılışa gelen Kartal Emniyetine bağlı ekipler; ” tesisin yasal olmadığı” gerekçesiyle mühürleneceğini söylediler. İşletme ruhsatında sorun vardı biliyorduk, zira ruhsatı Kartal Belediyesi verecekti ve Kartal Belediye Başkanı Trabzonsporlu değildi. Hangi takımı tuttuğunu söylemenin manası yok. Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kartal Belediyesi’ni bypas ederek Trabzonspor’a verdiği bu arazinin rahatsızlığı bu “bürokratik” engellemelere uğruyordu. İlk geceki efelenmelere “Burası Trabzonspor’un malı, buraya mühür vuramazsınız” diye karşı çıkan Volkan yanılmış ve ertesi gece zabıta ve polisler birlikte gelerek kapıya mührü vurmuştu. Şimdi o gecedeyiz!

Dolmabahçe’de tüm gececi arkadaşlarla birlikte çay içiyoruz. Telefonuım çaldı, Volkan Konak: “Selo tesisleri mühürlediler, haberin olsun.”

O sırada birlikte olduğum başta CNN Türk’ten Eyüp olmak üzere, ATV ‘den Hakan Gültekin, Show’dan Hakan, NTV’den Muhammed Özcan ve neredeyse tüm gece nuhabirleri Kartal’a hücum edip Kartal Emniyet Müdürlüğü’nü abluka altına aldık. Bu ablukannın bir emniyet müdürü için ne anlama geldiğini ancak bir emniyet müdürü anlar! Bu ablukayı bir seferlik zanneden Kartal Emniyeti aynı işi birkaç kez daha denemeye kalktı ama her seferinde tüm medya Volkan Konak’ın ve Trabzonsporun arkasında durunca tam 22 kez yinelenen bu mühür vurma oyununa son, bir süre sonra da seve seve ruhsatı, verdiler. Tüm bu süreç yaşanırken Volkan Konak’ın yanında birkaç gazeteci arkadaşının dışında kimse yoktu.
Bunları neden yazdım derseniz; “Volkan Konak tesisleri Trabzonspor’a devretmek için 1 milyon dolar istedi, bu nasıl Trabzosporluluk” başlığı altında kamuoyunu bilerek ya da bilmeyerek “kandırmaya” ve Konak’ı halkın gözünden düşürmeye çalışanlar şunu bilmeli; siz gerçekleri bilmiyor olabilirsiniz ama gerçekleri bilenler var ve en az sizin kadar akıl sahibiler!
Sadece düzenlemesi için 1.5 milyon dolar harcanan ve bağımsız emlak komisyoncuları derneğinin şifahi tesbitlerine göre en az 5 milyon dolar edeceği iddia edilen bir tesisi, üstelik 16 yıllık kullanım hakkı ellerindeyken “yoruldum artık” diyerek kulübe teslim etmek isteyen Volkan Konak’ın Trabzonsporluluğunu tartışma konusu yapanlar, önce 20 ytllik uçak biletinin parasını bile kulüp kasasından ödetme çukurundan çıkmayı denesinler!

Ayrıca Volkan Konak; tesiste bulunan yüzde 19’luk hakkını, noter huzurunda kulübe hibe etmeye de hazır olduğunu söylüyor. Markayı kendi kişisel çıkarları için basamak olarak kullananların bu son cümleden birşey anlamalarını beklemiyorum.

Tekin Küçükali’ye yönelik eleştiriler ise cehalet ve siyaset kokuyor. Ciddiye almaya değmez.

TRABZONLU TRABZONLUYU NEDEN SEVMEZ..

Volkan Konak’la bu konuyu konuşurken söz döndü dolaştı Trabzonluların birbirini çekememezliğine dayandı. Yaşayan en namuslu, cesur ve üretken Türk Yazarı Nihat Genç bir seferinde şöyle demişti;

“Türkiye’nin 80 vilayetinden konferans için davet edildim, ama kendi şehrim beni bir kez bile davet etmedi diye kahroluyordum. Bir gün KTÜ’den atılmış bir mektup aldım, içim kıpır kıpır, nihayet benim şehrimden de beni aradılar diye sevinç içinde açtım zarfı. Mektubu yazan KTÜ’de görevli bir Japon bilimadamıymış ve benimle tanışmak istiyormuş!” Nasıl, güzel değil mi…
Volkan da benzer şeyler söyledi bunu anlatınca: ” 40 yaşına geldim, bana Trabzon camiasında Tekin Küçükali dışında tek bir kişi yardım etmiştir, evet tek bir kişi, o da Mehmet Ali Yılmaz’dır. Ama eleştirmeye geldiğinde ortalık kaynıyor”

Ya Sunay Akın’ın, en az çağrıldığı kentin Trabzon oluşu acısı?

Bir de benden, elbet kendi çapımızda; 2002 ya da 2003 yılı Sedat Simavi Gazetecilik Ödüllerinden birini de bana verdiler. Kadir Has Üniversitesi Konferasn Salonu’ndaki ödül töreninde benden başka tek bir Trabzonlu yoktu, ulusal kanallarda haber olduk övgüler aldık, Trabzon medyasından tek tık olmadı. Eh ne de olsa Trabzonlu birçok gazeteci bu en büyük mesleki ödülümüzü sık sık alıyor!..İçimin nasıl acıdığını, Nihat Genç ve Volkan’ın nasıl acılar çektiğini, çeken bilir..Ve ben maalesef damarlarımda hissettiğim, aidiyet duyduğum için anlatılmaz bir bahtiyarlık duyduğum şehrimden, bu “türev insanlar ve hesap kokan eleştirileri” yüzünden soğumaya başladım..

“ŞEHRİ BEĞENİRSE KALACAK”

Trabzon bir oyuncu transfer edecek, inanın kim olduğu hiç önemli değil, oyuncu gelecek şehri dolaşacak “beğenirse” imza atacakmış!

Zannedersin adam-lar- Trabzon’a gezmeye geliyor! Hoş bu sadece Trabzon için değil, Dünya’nın en güzel şehri İstanbul için bile zaman zaman dile getiriliyor.

Bu tür “önkoşulla” gelen adamları havalimanlarında eli odunlu bir timin karşılamasını ve bir kamyon sopadan sonra geldikleri uçakla geri gönderilmesini talep ediyorum. Üstelik odun da bahar yağmurunu yemiş “gomar” odunu olacak!

TRANSFER ÇALIŞMALARI

Camianın büyük bir heyecanla destek verip icraatlara başlamasını beklediği Trabzonspor’un yeni yönetimi henüz dişe dokunur bir icraat yap-a-madı. Her dönem olduğu gibi yüzlerce isim konuşuluyor, ki çoğu ikinci üçüncü sınıf adamlar, ama keçiboynuzu ısırmanın ötesine geçilemiyor. Yeni yönetimde futboldan anlayan kaç kişi var bilmiyorum, bilen bana da söylesin. Ben bu yönetimden umudumu kesmek istemiyor ve Sadri Şener ismine duyduğum güveni sürdürmek istiyorum. Haydi başkan!

TRABZONSPOR YÖNETİMİNDE “TRABZONSPORSUZ” OLMAK
Kimi güvenilir kaynaklar, Trabzonspor yönetiminde “Trabzonspor’u ikinci takımı olarak tutanlar” var diyor. Bizler; Trabzonspor dışında takım tutanların Trabzonluluk kimliğinden şüphe ederken, Trabzonspor Yönetim Kurulu’nda, Trabzon’u ikinci takım olarak tutacak isimlere, ancak sürrealist bir tablonun görülemez eskizi kadar tahammül gösterebiliriz. Eğer bu “bilgi” doğruysa ya başkan ya da yönetim topluca istifa etmeli, yok doğru değilse tüm yönetim kurulu üyeleri, tek tek, tek takımlarının Trabzonspor olduğunu deklere etmeliler, ikinci takım muhabbeti yapanlara söylenecek sözlerimizi şimdilik saklı tutalım.

TRABZON GENÇLERİ YENMELİ
Ankara’nın kendi sempatik başkanı antipatik temsilcisi G.Birliği, istemeden! çıktığı kupa finalinin öncesinde Trabzon’da tam bir ölüm kalım mücadelesi verecek. Son 4 haftanın “görece” en zor fikstürüne sahip olan kırmızı siyahlılar, Trabzon’dan puan çıkaramazsa bir anda düşme potasına düşebilir.
Rizespor kendi evinde 3 puana yakın olduğu için Ankara temsilcisi mutlak puan peşinde olacaktır. Doğrusu Gençlerbirliği’ni de severim, ama komşum kadar değil elbet. Trabzonspor Ankara temsilcisini eli boş gönderip, hem ekonomik hem de sosyal nedenlerden dolayı Rizespor’un lige tutunma çabasına, doğal olarak elbet, katkı yapmalıdır. Bu takım bu maçtan 3 puan çıkarabilir mi bilmiyorum ama, bu forma çıkarır!

Trabzon İşkencesi: Part Bilmem Kaç!!? Ve Kezman’ı kazanmak!

12 Nisan 2008 Cumartesi
KEZMAN ISRARININ SONU
Sezon başından beri Kezman’ın eski Kezman olmadığını ve Semih’in hakkının yendiğini söyledim, yazdım, en yakın Fenerbahçeli arkadaşlarımla tartıştım durdum. Futbol bilgisine saygı duyduğumuz Zico’nun sonunda gerçeği görüp Semih’i sahaya süreceğine inanıyorduk ve sonuçta da öyle oldu. Ama Kezman’ın kulübü ve arkadaşlarını küçük görme yanlışı hiç azalmadı, kendini kanıtlama inadı takıma zarar vermeye devam etti. Arkadaşlarının ve Zico’nun herşeye karşı onu “kazanma” iyimserliği işte bugünkü kaybın da nedeni oldu. Alex ve Deiwid gibi duran top ustaları dururken Kezman’a penaltı attırmanın sonu işte budur. Fenerbahçe bu kayıpla Ali Sami Yen’e avantajlı gitme şansını kaybetti ve kendini gereksiz bir strese soktu. Bu stresin tek bir adı vardır; “Kezman’ı kazanalım derken şampiyonluğu kaybedeceğiz”
Ankaraspor kadrosuna bordo mavi formayı giydirsek bu ligin en güçlü şampiyonluk adayı olurdu. Ama işte Trabzonspor’un arkasında ne Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin olanakları var ne de Melih Gökçek gibi belediye kaynaklarını futbol takımının emrine verecek beleidye başkanı. Dünya’nın en borçlu belediyeleri sıralamasında ilk üçü zorlayan Ankaraspor’un, bunca olanağa rağmen halen ligde kalma mücadelesi veriyor olması da bir başka sakalet..
======================================================================
Beklendiği gibi �günün gerçekleri� oyunun kazananı olarak sahayı terkederken, bordo mavi formayı giyen yeteneksiz ve çap özürlü oyuncu kadrosunun değil taşıdıkları formanın önemi; dünyann en basit oyunu olan futbola bile ihanet ettiklerine tanıklık ettik.

Bu takımın üzerindeki formayı çıkardığımızda ligden düşeceğini söylerken tek referans noktamız futbolun yalın gerçekleriydi. Trabzon cenahında sıkça yapıldığı şekliyle; yönetimden ya da teknik kadrodan birilerini eleştirmek için bel altı vurma hevesiyle değil, sevgiliye çamur bulaşacak korkusuylaydı tüm uyarılarımız. Bu Trabzonspor”u izlemek, bizler gibi rakiplerini yolunmuş kaz çaresizliğine ya da vahşi batının katrana ve kaz tüyüne bulanmış figürlerine dönüştürmüş takımlarına tanıklık edenler için ziyadesiyle iç acıtıcıdır.

Bu takımı Ersun Yanal kurmadı, bu takımı bu yönetim de kurmadı, ama bu takım bu kentin takımı. Tarihin hiçbir döneminde bu kadar zavallılaşan, bu kadar sıradanalaşan bir Trabzon izlemedik. Bu takım bunca sıradanlaştırılırken buna seyirci kalanlar da; �bunlar başarısız olsun ki biz yönetime gelelim� çakaladamları da, tribünleri ve ceplerini bedava biletle doldurmak dışında kaygı taşımayan �besleme� taraftarlar da suçludur.. Bu takım üzerinden �hesap� yapan kim varsa midemi bulandırıyor, ama korkarım ki mide bulantısı çeken çok az kişiyiz..

Galatasaray şu Trabzon”u yenerken bile zorlanıyorsa, kusura bakmasınlar ama Fenerbahçe”ye rakip olamazlar. Ancak aslolanın şampiyonluktan çok şampiyonlar ligi olduğunun onlar da farkında. Şu çalkantılı sezondan ikincilik çıkarmaları bile başarı sayılmalı, ki başaracaklar gibi de görünüyor.

Hakem gördüğünü çalmaya çalıştı, ama nihayetinde Türk hakemi, belli bir zaviyenin üstüne çıkabilecek alt yapıları yok. Özellikle avantaj kuralını uygulama doğrusuyla buluşamadığı için pek çok Galatasaray atağını düdükledi. Dürüstmüş..İsterse dalavereci olsun ama futbola sadık kalsın, fazla şey istemiyoruz.
Sadri Şener en az 5 oyuncu transfer edeceklerini söylüyor..Ali Sami Yen”den feryadı duyulan şu tabloya rağmen hala aynı şeyi düşünüyorsa, yeni sezonda da işkence devam edecek demektir. Bu takıma futbolcudan daha fazlası lazım..
“TRABZON SATTI” İMASINI DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
Özellikle Fenerbahçe cenahında her Trabzon- Galatasaray maçı öncesi, güya kendi çukur akıllarınca gaz vermeyi amaçlayan, “Trabzon yatacak mı, yattı mı” türü, iddia sahibinin tiynetini ortaya koyan, iğrenç yazılar okuruz. Bu maç öncesi ve sonrası da aynı şeyler oldu.
Trabzonsporlular için Trabzon takımı evdeki kardeşlerden biri kadar içselleşmiş bir değerdir. Zavallılıklarını her fırsatta açık edenlere şunu sormalı; siz en değerli şeylerinizi satma konusunda deneyim sahibi misiniz ki, herkesi kendiniz gibi sanma lağımına düşüyorsunuz? Bu Trabzon takımı; ama hakemle ama federasyonla ama hak ederek Fenerbahçe’ye de yıllardır kaybediyor İstanbul’da, Fenerbahçe Trabzon’u bu maçlarda da satın mı aldı? Yoksa Fenerbahçe satın alınacaklar listesine önce hakemleri ve federasyonu aldığı için mi çamurlarınızı içinize atıyorsunuz?
Lağım fareleri…(X)
(x): Lağım faresi tanımlaması, Trabzon yattı, sattı iması yapanlar içindir.

Trabzon Galatasaray’ı yener mi?

10 Nisan 2008 Perşembe
Teorik olarak, evet, elbette yenebilir. Bilinen ifadeyle, doğada daha önce “olmuş” olan herşey, yinelenme potansiyelini sonsuza kadar taşır. Eh Trabzon’un Galatasaray’ı İstanbul’da daha önce de birçok kez yendiğini hepimiz biliyoruz, haliyle bu sorunun teorik yanıtı evettir.

Teorimiz yukarıda dursun biz şimdi nesnel koşullara ve günümüzün gerçeklerine dönelim.

Futbol takımları oyunculardan oluşur, bu pencereden baktığımızda maçın favorisi Galatasaray’dır

Futbol oyununda sahanın tek hakimi “hakem”dir, bu açıdan bakınca da favorinin Trabzon olduğunu söylememiz çok zor. Son Kuddusi Müftüoğlu ve Hakan Sivriservi örneklemleriyle bir kez daha gözümüze sokulan “güce tapan Türk hakemlik müessesesi”nden tutup da adil bir yönetim bekleyecek kadar alık değiliz, hiçbirimiz.

Futbol oyununun olmazsa olmazlarından biri de, belki birincisi, taraftar ve tribün coşkusudur. Eh Sarı Kırmızı hacimlilerin ev sahibi olma avantajıyla bu açıdan bakıldığında da favori olduğunu söylemeliyiz.

Ligdeki hedefleri mercek altına aldığımızda da, Trabzon’un akşam mesai bitiminde denize açılan amatör balıkçı (rastgeleee) rahatlığında olduğunu, rakibin ise kalkmakta olan “son” trene yetişme telaşı ve hevesini iştahla kaşıklamaya hazır kifayetli bir muhteris olduğunu görüyoruz. Lafın tamamı aptala söylenir, siz anladınız favoriyi..

Sıralamaya çalıştığımız gerekçelerden Galatasaray’ın kesin favori olduğunu sizler de anladınız.

Bir de Trabzon cephesinden bakarsak;

Trabzon’u “Trabzon” yapan tarihsel mirasın alt bileşenlerini bilmeyen ya da bilmemeyi tercih edenlere söylenecek çok sözümüz yok. Trabzon, yukarda saydığımız tüm gerekçeleri sıfırlayabilen, tarihsel ve kültürel bir dokudan beslenir. Trabzon’u farklı kılan, zaman zaman ötekileştiren ve çok zaman da yalnızlaştıran işte bu tanımlanamayan zenginliğidir. Hayatı diyalektik materyalizmin bilimsel penceresinden yorumlamaya çalışan biri olarak, “neden” sorusuna yanıt bulamadığım, adını tam koyamadığım bu “tılsımlı şehir”, değil Galatasaray’ı, Dünya’nın en güçlü takımını al aşağı etme potansiyelini damarlarında taşır. Çpk metafizik oldu farkındayım, ama neredeyse 100 yıldır süregelen bir “duruş”u, kelimelerle ifade etmek ziyadesiyle zor.
Evet rakip güçlü. Ama mesela bu şehrin “amatörleri”, 1969’da ligimizin anlı şanlı! profesyonellerini alaşağı ederken de, rakip çok güçlüydü!

Uzatmayalım;

Bu şehrin çocukları, oynadıkları her oyunun “ortağıdır”. Bu şehir, başkaldırıyı içselleştiren ve “ben büyüğüm” diye afra tafra satanların burnunu, refleks bir tepkiyle ve olanca doğallığıyla yere sürtenlerin şehridir.

Hele bu afracı tafracı tayfası; size işine geldiğinde “dostuz” pohpohlamasıyla esnaf kurnazlığı sergilerken, ilk fırsatta da “ya kusura bakmayın istemeden oldu” küçülmelerine sığınacak kadar komikleşenlerden olursa, bu burun sürtme seansı daha da keyifli olur.

Neymiş;
Günümüz gerçeklerinden bakarsak Galatasaray
Tarihsel miras ve şehir değerleri açısından bakarsak da Trabzon kazanır.