‘BÜTÜN İDDİALARIN HEPSİ GERÇEK DIŞI’

– – HABERTÜRK – Türkiye’nin En Büyük İnternet Gazetesi

‘BÜTÜN İDDİALARIN HEPSİ GERÇEK DIŞI’
30.07.2008 14:26

Bu başlığın konumuzla çok bir alakası yok. Tırnak içindeki ifade, eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın avukatı Erden Arısoy’a ait. Avukat Arısoy, müvekkili hakkında ortaya atılan iddialara yanıt verme ihtiyacı duymuş ve şu açıklamayı yapmış: Bütün iddiaların hepsi gerçek dışı! Arısoy’u eleştirme iştihamız yok, ama bu cümleyi Trabzon Lisesi’nden herhangi bir öğrenci kursa mesela; katrana bulanıp kaz tüyüyle onurlandırılır! ve bahçede tur attırılırdı, emin olun.

Hadi Arısoy’un gözünden kaçtı, bu açıklamayı sayfalarına taşıyan medyaya ne diyeceğiz? Şöyle diyelim mi; “hay Allah gazetesi 31 kupona müstehakınızı versin, çekilişsiz kurasız”

TRABZON’UN “NİKE” FORMALARI

Beyazıt meydanında şöyle bir muhabbete tanık olmuştum. Az ilerde öğrenciyiz zaten ve meşhur çınarın atında kitap satıyoruz, iki genç kitaplara bakıyor, ama konu daha çok kızlar filan. Biri diğerine “oğlum tişörtün çok güzel la, nerden aldın?” diye sorunca öteki şöyle yanıtladı: “Mahmutpaşa’dan aldım oğlum, bak markayı görüyor musun ne yazıyor, Ellesse”

Espri için dip nota ihtiyaç duyulabilir: Ellese ünlü bir İtalyan giyim markasıdır ve Malatyalı olduğunu sonradan öğrendiğim bu kardeşimin tüm harfleri üzerine basa basa ve gururla telaffuz ettiğini ekleyelim.

İşte Trabzonspor Kurumsal İletişim departmanının yeni sezon formalarının tanıtımını görünce aklıma bu iki Malatyalı arkadaş geldi.

Ellesse’sini birazdan voltalayacağı Gülhane Parkı’nda, genç kızlara albeni referansı olarak sunmanın heyecanındaki Malatyalı genç kardeşimi anlamak mümkün, lakin Trabzonspor gibi bir markanın “yeni” başlığı altında yapacağı herhangi bir sunum, “Nike” (Nayk değil, okunduğu gibi) düzeyini aşabilmeliydi. Tecrübesine ve birikimine bakıldığında, Sayın Altuğ Atalay’dan kuruma yakışır bir temsil beklemek hakkımız olmalı.

Formaların, Örnek mahallesindeki herhangi bir ev tekstil firmasına sipariş verildiğinde ortaya çıkacak modellerden “fazlasının” olmadığı, sırım sırım sırıtıyor. Ancak, lig yarışının başlamasına çok az bir süre kala, uzatılası bir tartışma başlığı da olmamalıdır. Belli ki, bir zaman sorunu yaşanmış ve Nike firması (burada Nayk diye okuyun lütfen) yeni tasarım ve üretim için hazırlıksız yakalanmıştır.

Trabzonspor’un yeni sezon formaları diye sunulan ürünler, aslında Nike (Nayk) depolarındaki hazır ürünlere belli belirsiz eklenmiş armalarla “idare edin abi” geçiştirgeçleridir. Buna rağmen bu konu, üzerinde yoğunlaşmaya değecek bir önceliğe sahip olmamalı ve camia enerjisini tek bir hedefe; şampiyonluğa kanalize etmelidir.

Da;

Yahu şu Nike (Nike) formalarının tanıtımı için Serkan’dan (Serkan kardeş sakın alınmayasın ve beni anlayasın) daha kötü bir seçim olabilir miydi? Göbekli halimle benim üzerimde bile daha şık dururdu şu Nikeler, inanın. Hadi bana ulaşmanız zor, Sayın Ergun Ata ve çok sevgili ağabeyim İhsan Öksüz’e de mi ulaşamadınız?

“SON KUMSAL”A İNEBOLU’DA BÜYÜK AYIP!

Karadeniz’in doğal güzelliklerini, müteahhitlere kurban veren sahil yolu projesine eleştirel bir bakış getiren “Son Kumsal” adlı belgesel film, İnebolu’da gösterim sırasında yarıda kesilmiş!

Rüya Arzu Köksal’ın yönetmenliğini yaptığı, Kültür Bakanlığı’ndan da teşvik alan “Son Kumsal” adlı filmin İnebolu gösterimi, Belediye Başkanı İdris Güleç tarafından “zor kullanılarak” yarıda kesilmiş.

Filmde Başbakan Erdoğan’a hakaret edildiğini iddia eden Güleç; “Ben AKP’nin Belediye Başkanıyım, böyle bir şeye nasıl izin verirdim” demiş. Filmin görüntü yönetmeni Aydın Kudu, filmde direkt kişilere yönelik bir suçlama olmadığını, esasen sahil yolu projesinin sorumlusunun AKP olmadığını da bildiklerini, ancak İdris Güleç’in filmin devamını izlemeden şiddete başvurduğunu söyledi.

Yukardaki cümlede saklı zihniyeti dikkatli gözler hemen görmüştür. Ne diyor İnebolu Belediye Başkanı; “Ben AKP’nin Belediye Başkanıyım” Tipik bir Merd-, Kıpti sirkatin söyler vakıası.

Hayır Sayın Güleç;
Siz AKP’nin değil İnebolu halkının Belediye Başkanısınız, seçildikten ve bu onurlu göreve geldikten sonra parti rozetini çıkarıp herkesin başkanı olmak zorundasınız. Ama işte en küçük bir olayda yakayı ele veriyorsunuz, evet siz halkın değil AKP’nin Belediye Başkanısınız. Ben içişleri bakanı olsam bu açıklamanızdan sonra sizi görevden alırdım.

Yönetmen Rüya Arzu Köksal ayrı bir umman. Bu “yiğit” Anadolu emekçisi kadını sonraki yazılara saklayalım.

“TRABZON 2. LİG TAKIMINI YENEMEDİ, YOKSA..YOKSA…”

Hazırlık maçlarının, el yapımı bir tabancanın ormanın derinlerinde denenmesinden farkı yoktur, malum. Bu bakımdan asıl hedef düşünüldüğünde bu “denemelerin” önemi büyük, ama sonuca etkisi miniktir. Adı üstünde, hazırlık. Trabzon hazırlık maçında amatör takıma da yenilebilir, yeter ki bu yenilgiden çıkarılabilecek ders, “asli olana” rehber olsun.

“FENERBAHÇE NE YAPAR”

Ne yapacak, gerekli skoru üretir ve Macaristan’a seyahat yapar!

sedattunalim@gmail.com

Reklamlar

SAHADA MERTÇE DIŞARIDA DOSTÇA!

– – HABERTÜRK – Türkiye’nin En Büyük İnternet Gazetesi

Sedat Tunalı
SAHADA MERTÇE DIŞARIDA DOSTÇA!
29.07.2008 11:14

Bana hak etmediğimi düşündüğüm bir sevgi bağıyla destek veren; hemen her gün elektronik posta, telefon ve ‘tanıdık’ gibi çağdaş iletişim kanallarıyla yazmamı isteyen, hatta kimi zaman bu yolda hafif provokatif söylemler de kullanan okur arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.

Okur arkadaşlarımın içinde yer alan Trabzonsporlular’ın gönül bahçemizdeki yerleri elbette farklıdır, lakin Beşiktaşlı, Mardinli, Fenerli, Bursalı, Adanalı, Galatasaraylı, Sivaslı; yani Trabzonsporlu olmayan sporseverlerden aldığım mektupların bendeki karşılığı; Louis Aragon’un Elsa’sına yazdığı mektuplardan daha az değildir.

40 yaşın tüm birikimini; objektif bir pencereden dilim döndüğünce yorumlamaya çalışan, bunu yaparken de “sahada mertçe saha dışında dostça” ilkesine sadık kalan ve tüm sporseverleri, bu “gönül birliğinin inşasına bir tuğla olsun ekleyen “dava arkadaşı” olarak kabul eden bir ademoğludur Sedat Tunalı.

Kimsenin değil; hak edenin ve “kaybedenlerin” kalemi olarak yazmaya, güçlülerin iktidarını adalet diye dayatmaya kalkanları afişe etmeye ve Şenol Güneş’in deyimiyle, elimden geldiğince, aklımın ve kavrayış gücümün sınırınca “ışığı gözünüze değil önünüze tutmaya” çalışacağıma, inanın.

İki yıla yakındır yazdığım ve başta editör Ayhan Şimşek ve Baki Özışık olmak üzere tüm çalışanlarını büyük desteğini gördüğüm İnternetspor ailesine çok teşekkür ederim. Yine sitenin imtiyaz sahibi Baki Özışık’a da sunduğu özgür ortam için ayrıca teşekkür etmek vicdani bir borçtur…

Habertürk’te yazma gerekçemin de iki “sağlam” referansı var.

Birincisi; Habertürk Genel Yayın Yönetmeni sayın Erdoğan Aktaş’tır, ki kendisi bana göre ziyadesiyle törpülenmiş “ilkeli ve insancıl haberciliğin” son temsilcilerinden biridir.

İkinci referansım da; duruşuyla “kendiyle ve toplumla barışık insan” tipini yaşatan ve sportmenliği yüceltirken, “başarı”yı saha sonuçlarına kurban vermeyen Okay Karacan fotoğrafıdır..

Umarım ve dilerim ki; “Sahada mertçe dışarıda dostça” felsefemizin inşasına Habertürk saflarında da devam ederiz..