Recep Yazıcıoğlu: En klas Trabzonsporluya bin selam!

8/10/2008 ·

“Adam gibi adam” söylemi çok sık kullanılır olduğundan, aklıma bir “adam” düştü, evet Recep Yazıcıoğlu: En Klas Trabzonsporlu

İlk tanışmamız benim Kanal D muhabirliği günlerimde oldu. Erzincan’da yapılanları yerinde görmek için davet edilen bir grup gazeteciden biri de bendim ve maalesef bu davete icabet gösterememiştim.

“Kınalı, sen misin?”

İstihbarat masasında çalan dahili telefonu kulağıma götürüp alo dediğimde duyduğum ilk cümleydi bu.

“Benim abi” dedim, karşıdaki sesin kime ait olduğunu kurcalarken bir yandan

“Biz seni çağırıyoruz sen gelmiyorsun, oldu mu ama şimdi” dedi, sevimli, sevecen..

Kimdi, kimdi…Birden çaktı şimşek

“Sayın valim gelecektim ama, Eyüp Karasakal ( O dönem Erzincan haberlerine en çok destek veren gazeteci) kahvaltıda kuymak yok dedi, ben de motivasyon kaybına uğradım”

“Ulan sen gelseydin yengen yapardı sana kuymak, bu mudur derdun”

“İşler çok yoğun olduğu için adam eksikliği var, o yüzden gelemedim sayın valim, kuymak bahane, biliyorsunuz” dedim, söz konusu hafta sonu Fenerbahçe ile İstanbul’da oynayacağımız maça hiç değinmeden..

“İyi, hade bakalım. Haftaya İstanbul’a geliyorum, size de uğrarım”

“İlle de beklerim sayın valim” dedim, ve elimdeki telefonu tebessümle yerine koyarken muhabir arkadaşım Erhan Songür’ün üzerime doğru geldiğini gördüm, şunu dedi:

-Oğlum bu adam var ya
-Hangi adam, kimle konuştuğumu nerden biliyorsun?
-Ulan bu ülkede muhabir parçasını arayıp muhabbet edecek kaç tane vali var, uzatma..
-Himm
-İşte bu adamı yiyecekler oğlum. Bu kadar sade bu kadar çalışkan ve bu kadar sıcakkanlı bir adam, Ankara’da sıra bekleyen merkez valilerinin kabusu olur. Yakında ya İstanbul’a vali olacak ya da bir şekilde yolunu kesecekler Yazıcıoğlu’nun, görürsün..

Demişti Erhan, ve maalesef haklı çıkmıştı.

Sonra Kanal D’den ayrılıp Kanal 6’ya geçen ekipte yer aldım. Korkmaz Yiğit medyaya “esaslı” bir giriş yapmak istiyordu ve işin başına da Aydın Özdalga’yı getirmişti. Önce Çakıcı çıktı ortaya, sonra Yiğit’in kimyası bozuldu, sonra da biz çalışanların marşında arızalar çıkmaya başladı. Ve büyük Gölcük Depremi.

Bu büyük yıkım yaşanır yaşanmaz kaç kişinin aklına geldi Yazıcıoğlu bilmiyorum, ama gelenlerden biri bendim.

Yakın tarihte yerle bir olan Erzincan’ı inanılmaz bir hızla ayağa kaldırmış ve bir mucizeye imza atmıştı.

Tokat Valiliği sırasındaki uygulamalarıyla “aykırı” vali olarak ve biraz da küçümseme saklı eleştirilerle gündeme taşınan Recep Yazıcıoğlu’nun, aslında ne kadar “doğru” ve “düzgün” bir adam olduğunu tüm medya anlamaya başlamış ve sağından soluna ezici bir aydın çoğunluğun desteğini almıştı. Kendisiyle bir şekilde yüz yüze ya da telefonla sohbet etme olanağı bulabilen herhangi birinin, O’ndaki samimiyeti ve cesaretle harmanlanmış insancıllığı keşfetmemesi neredeyse imkansızdı.

Telefonla veya yüz yüze sohbetlerimizin bir bölümünü “mutlak bir gereklilik” olarak Trabzonspor’a ayırır ve bu güzel adamın “Hami frikik atınca sanki ben vuruyorum o topa, Allah nasıl kas vermiş bu çocuğa hayret” der ve eklerdi “Ama Hami her antrenman sonrası kendi başına 2 saat şut çalışması yaparmış, demek ki çok çalışan fark yaratır”

“Kokan ve tüten insan çağdaş değildir” derdi sayın Yazıcıoğlu. “Özgür olmayan toplumlar kalkınamaz. Orada yağcılık olur balcılık olur. Bir de kara para katlanarak gider. Çünkü, bunu ortaya koyamazsınız..Ya trafik kazasında ya da faili meçhul cinayete gidersiniz..”

Bir kazaya kurban verdik Yazıcıoğlu’nu.. Tıpkı Adnan Kahveci gibi. Bu ülkenin kılcal damarlarında bu tip “halk adamlarını” kabul edemeyen, onlardan korkan karanlık bir şey var desem, kaçınız itiraz eder!?

Rüveyda ve Mehmet Kemal, çocukları..Babalarına duydukları özlemi tarif etmek belki sadece Dostoyevsky’nin başarabileceği bir şey. 8 Eylül 2003’te bizi kirli dünyamızla baş başa bırakıp gideli 5 yıl olmuş. Hayatım boyunca aldığım, alacağım en değerli ödülün altında O’nun adı ve imzası var. Bir de; zaman zaman hayata ve insanlığın geleceğine dair umutlarım dibe pike yaparken, masamda duran o ödülün bir çift sıcak göze dönüştüğünü ve işaret parmağıyla, babacan ve sevimli, beni ayıpladığını görür, utanırım kendimden..

Evet, Recep Yazıcıoğlu tüm hayatım boyunca tanıdığım en sıra dışı birkaç insandan biriydi..Trabzonsporluydu ama sanki O’nun için Trabzon tüm Türkiye ve Dünya’ydı..

Biliyorum; Kazım’la sohbet ediyorlardır şimdi, ihtimal Song-Egemen uyumundan ve Yattara’nın durumundan, yönetim hatalarından konuşuyorlardır. O, yanlarında çömelip kutsi bir sessizlik ve hayranlıkla bu iki Trabzonsporluyu dinleyen çocuk kim mi? Evet, bildiniz..Mehmet’imiz..

Sizi nasıl unutabiliriz ki..

ERTUĞRUL SAĞLAM’IN BADEM GÖZLERİ
Oturmuş bir kişiliği olduğuna hiç kuşku yok. Oturmasını kalkmasını bilen, nerede konuşması nerede susması konusunda da çok sağlıklı bir pusulaya sahip olduğu gün gibi ortada.

Usturuplu istifası sonrası medyaya yansıyan genel fotoğraf şu oldu: Yıldırım Demirören yönetimine yuuuuhh!!

Yahu iyi güzel de, evet Demirören hangi dalı tutsa elinde kalıyor, evet teknik adam seçimleri hep hatalı oldu, evet sözleşmeler acemice ve cahilce hazırlandı, evet sempatik olamadı, saydığım sayamadığım hepsine evet, de, yahu Sağlam’ın hiç mi kabahati yok?
Belden alta vurma heveslisi değilim, ama dünya’da 8-0 lık bir hezimet sonrası bile istifa etmeyen başka bir teknik adam var mıdır mesela, ya da bu skora rağmen teknik direktörüne sahip çıkan yönetim? Medya bunu görmüyor olamaz, ama buna rağmen Demirören’e böyle iştahla saldırmanın anlamı ne olabilir, anlayamıyorum. Ertuğrul Sağlam, Beşiktaş’ı her zeminde layıkıyla temsil etmiş ama saha sonuçları açısından başarısız olmuştur. Yeri geldiğinde lig ikinciliğini bile başarısızlık olarak “kullanan” İstanbul medyası, ne oldu da Sağlam’ı başarılı buldu birdenbire? Metalist’ten 8 değil de 4 yendiği için mi ?

Kişisel olarak Sağlam’ın kendini geliştireceğine ve önünün açık olduğuna inanıyorum. İnsanın arkasında hatırı sayılır bir cemaat desteği olmaya görsün!!

ERCAN GÜVEN’E BİR SORU
Mesleğimizi saygın kılan yazarlardan biri olan Milliyet’ten sayın Ercan Güven’e bir sorum var, izniyle: Sayın Güven gerçekten bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir mi?

YATTARA NE YAPACAK?
Ne yapacak, hocasının çizdiği rotaya göre yine lig denizine açılacak ve gemiyi şampiyonluk kupasının saklandığı o kutsal limana doğru yüzdürenlerden biri olacak. Kimse bu işin ıcığını cıcığını çıkarmaya kalkmasın, zamanı değil. Gemi limana girsin hele, ondan sonra nasıl olsa yeriz birbirimizi, Trabzonluyuz malum..Bu arada, olur da Habertürk ya da Taka gazetesine giremeyenler çıkarsa, kişisel sayfam sedattunali@blogcu sayfasına girebilirsiniz.Tüm yazılar oradadır..

GALATASARAY’IN GRUBU!?
Metalist takımını “bildikten” sonra bu grubun kolay olacağını kimse söyleyemez zaten. Bence bu grubun birinciliği için favorim Metalist’le Benfica çekişir, diğer üç takım da 3. lük için mücadele eder. Bursa’daki Galatasaray grubun sonuncusu olursa kimse şaşırmamalı..

FATİH TEKKE 3 GOL ATTI, DUYAN VAR MI?
Ah ah, Tekke üç gol atana kadar bir başka Türk oyuncu bir asist yapsaydı neler yazılırdı neler..Yavuz Saltık’ın 2.5 yaşındaki kızı Alona bir maçta duyduğu sloganı tekrarlayıp duruyormuş; “bizi nsan değiliz, Trabzonluyuuuz”. Fatih Tekke de, Trabzonlu malum. Şişirilmiş ikonlara, balonlara biat etmek yerine, Can Yücel’in deyimiyle höte höt demeyi tercih ettiği için yok sayılıyor.. Devam et Tekke, kimse görmese de tarih kaydediyor

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s