Lady Marguerite Blessington

 

İngiliz yazar Blessington (1789-1849)’un aşkı tanımlayışı ile girelim yazıya. Yazara göre aşk; “Fransa’da komedi, İngiltere’de trajedi, İtalya’da Opera Almanya’da melodramdır”

Yazarın bu senteze hangi verilerle ulaştığını kendisinden başka kimse bilemez, bilmemeli de zaten, bir yazarın şifreleri kolayca çözülebilseydi mesela, ölümünden 159 yıl sonra, Trabzon’un bir köyünde doğmuş sıradan bir ademoğlu’nun yazısında ne işi olurdu?

Saygıdeğer Ladyden ilham alıp günümüze ve futbola gelsek ve şöyle bir tanımlama yapsak, kaçınız itiraz eder;

Futbol; Fransa’da eğlence, İngiltere’de şölen, İtalya’da arenalar savaşı, Almanya’da emekçiler bayramı Türkiye’de komplekslerin dışavurum aracıdır!

Uzatmayalım;

Medyamızın amiral gemisi Hürriyet, son 25 yılın efsane 11’ini seçmek gibi bir iddiayla çıktı karşımıza. Jüri tarafından seçilip önümüze konan figürlerin içinde öyleleri var ki, değil efsane 11’de, şu anda kendi takımınızda bile görmek istemezsiniz. Nitekim, kendi takımlarında “görülmek istenmedikleri için gönderilen” isimler var listede. Ve siz bunlardan “efsane yaratmak” sevdasına düşmüşsünüz!? Biraz daha ayrıntıya girelim;

Mesela benim izleyebildiğim en klas solbek A lparslan Eratlı’nın bir stoper, Ergün Penbe’nin bir sol açık, buna karşın efsane sol açık Mustafa Denizli’nin “forvet” olduğunu da bu jüri sayesinde öğrenmiş oluyoruz. “Sol açık forvet değil mi” demeyin, o kadarını herkes bilir, jüri hariç!! Üstelik, Mustafa Denizli’nin bulunduğu bir forvet listesinde, Türkiye sahalarının gördüğü en çabuk golcü Cemil Turan ile hava toplarına en hakim oyunculardan biri olan Necmi Perekli’yi neden koymazlar anlamak zor, belli ki kriterler bile sağlıksız..Mehmet Topal’ın olduğu listede Mehmet Topuz yok, ironidir, Oktay Derelioğlu var Mehmet Yıldız yok, düpedüz komedidir.

Lakin bunlar ayrıntı.

Asıl sorun jüri.

Şimdi şu denebilir, mesela çocukken mahalle aralarında top oynarken, topun sahibi kimse kral oydu. İsterse doğuştan balta olsun bir kere her maçta banko oynardı top sahibi. Bu açıdan topun sahibi olan Hürriyet jüriye istediğini alır, kimse karışamaz.

Şimdi top sahibinin seçtiği oyunculara bakalım, siz jüri anlayın;

Şenes Erzik, eyvallah itiraz kabul etmez.

Can Bartu, eyvallah, yakışır.

Ertuğrul Özkök, tam ne alaka demeye hazırlanırken, sonra “neden olmasın”, kabul

Mustafa Denizli, kabul

Fatih Terim, kabul

Erman Toroğlu, çeşittir, kabul

İlker Yasin, tereddüt, zira bu cenahtan mesela Halit Kıvanç vatken, ne alaka?

Serdar Bilgili, tereddüt, zira mesela Süleyman Seba varken, ne alaka

Rıdvan Dilmen, kabul

Levent Bıçakçı, tereddüt bile yok, ne alaka yani?

Hasan Cemal, barışçı üslubu ve futbol seyirciliğiyle, eh kabul

Mehmet Yılmaz, Hasan Cemal’a kabul diyen biri Yılmaz’a hayda hayda kabul der

Korkut Göze, araştırmacı gazeteci kimliğiyle(Güney Barış kızmasın) kabul

Sergen Yalçın, kabul

Hakan Ünsal, bu da kabul..

Her namuslu futbolseverin yanıtını araması gereken soru şudur;

Bu ülke futbolunda devrim yapmış, saltanatı yerle bir etmiş ve üç hacimlinin kıl aldırma sorunu yaşayan burunlarını sayısız defa yerle buluşturup diz çöktürmüş ve önüne geleni silip süpürmüş Karadeniz Fırtınası’ndan tek bir isim de mi bulup koyamadınız jürinize?

Fatih Terim’inizin Şenol Güneş’ten nedir fazlası, herkesi istediği gibi azarlama özgürlüğü ve alt edemediği her rakibe çirkefleşme geleneği mi mesela!?

Levent Bıçakçı’nız, mesela Özkan Sümer’in yanında ne kadar futbol adamıdır?

Mustafa Denizli’yi mesela, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en başarılı yerli Teknik Direktörü Ahmet Suat Özyazıcı’dan “farklı” kılan futbol bilgisi midir?

Bu ülkede fikstüre dayalı lig maçlarının oynandığı ilk şehirdir Trabzon,

Bu ülkede, kadınların modern kıyafetler içinde ve saha kenarında piyano resitali sonrası futbol maçları izleyebildiği ilk şehirdir Trabzon,

Bu ülkede tabi senatörler düzenini al aşağı eden insanların şehridir Trabzon,

Ve bu ülkede futbol başlıklı herhangi bir tartışmanın, toplantının, akademik çalışmanın olmazsa olmaz taraflarından biridir Trabzon.

Ama, dediğimiz gibi, her cümlemizin konu başlığı “Bu Ülke”

Oysa bu yarışmayı organize edenler bu ülkenin değil, İstanbul’un medyası. Jüriye bakın, fotoğraf sırıtmakta ve ulusal medya yalanı içimizi acıtmaya devam etmektedir..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s