TRABZON FB MAÇINI DEĞİL AHMET ÖZEN İ KAZANMALI

Trabzonspor tarihinin hiç kuşkusuz en başarılı paf takımında, Kaleci Metin Meral, Hami, Lemi, Selami, McDermot Memet, İki Hamdi, Dajon Metin , Turgut, Cemal ve ismini hatırlayamadığım nice “klas” ismin buluştuğu jenerasyonun parlak isimlerinden biri de Ahmet Özen’di. Geçirdiği ağır sakatlık futbolculuk serüvenini kısa kesti, ancak belli ki futbol serüveni o kadar kısa olmayacak. Bana göre tüm Türkiye Futbol tarihinin en “klas” paf takımının yaratıcısı da o dönemler “tanrı” gibi gördüğümüz Sadi Tekelioğlu’ydu, 25 yıl sonra, bir kez daha selam gönderiyoruz kendisine. O takımı izlemeyen, ne kaçırdığını bilemez. Abartılı bulanlar olabilir, hatta abartıyor da olabilirim, ama o dönemin Trabzonspor Paf Takımı, bugünün Barcelona’sı gibi rakiplerini pas ve gol manyağı yapardı. Bu fasıl bu kadar yeter, ana konuya geçişi Bir Nihat Genç fıkrasıyla yapalım;

Ofli hoca erkeklerin sosyal hayattaki görevleri hakkında vaaz verirken, ahşap kaplama üzerinde oturulan kadınlar bölümünden gıcırtılar duyulur. Hoca kadınların sıkıldığını anlar ve seslenir: “Hanumlar az bişe daha pekleyin, konudan konuya atlayrum birazdan size de atlayacağum”

Devam;
Ersun Yanal sonrası takımın başına Ahmet Özen getirildi, malum. Genel algı şuydu, Yanal’la yıldızları asla tam olarak barışmadığı bilinen Trabzon Yönetimi hocanın alternatifini zaten düşünmüştür, zira büyük kulüpler böyle yönetilir, Ahmet Özen “idare etsin” diye getirildi! Ben de böyle düşünenlerdenim.

Özen’in ilk maçı Kayseri’yleydi ve daha maçın başında gelen 2 gole rağmen Kayseri oyundan hiç kopmadı, daha doğrusu 2 farkla önde oynayan Trabzonspor oyunun kontrolünü hiç eline alamadan maçı farklı bir skorla kazandı. İlk maçıydı, zaten emanetçiydi hoca neyini eleştirebiliriz ki deidk geçtik, geçildi..

Sonra Kocaeli deplasmanı. Benzer bir oyun ama bu kez biraz daha “üstüne koymuş” bir takım izledik. Üstüne koyan da şüphesiz Ahmet Özen’di.

İçerde sıkıntılı bir Bursa maçı, ardından. Takım o kadar da kötü değildi ama, sanki daha fazla şeyler yapabilmeliydi. Yaptı da zaten, uzatmada da olsa gelen gol, şansın da Özen’le olduğunu hatırlatmaya başladı. Ki, Mustafa Denizli adını duyduğunda merhum Derwal ne sormuştu hatırlayalım; “şanslı biri mi , bana onu söyleyin yeter”. Derwal duyar mı bilmem, ama Ahmet Özen çok şanslı biri, kıymetini bilmeli.. Denizli’nin “ballı” olduğu söylemi bazılarını rahatsız etmeiş olmalı ki, bu günlerde çok sık “şanslı değil, akıllı” vurgusu yapılıyor, yemezler, belirtelim:)

Ve nihayet Eskişehir beşi bir yerde’ si. Ahmet Özen etkisinin etkisinin en fazla görüldüğü maç. Sanırım “zorunlu” Ceyhun tercihi çok sağlıklı bir yola girildiğinin de işareti oldu. Farklı skoru abartanlardan olmayacağım, ama iyi oyunu da kabul ederek yapacağım bunu.

Bu 4×4’ün anlam kazanacağı ve test edileceği bir maç var şimdi sırada.

Benim için Fenerbahçe maçının, CL vizesi olmasının dışında çok daha büyük bir anlamı var artık. Trabzonspor bu maçla, ya önündeki 10 yıllar boyu yararlanabileceği yeni bir Teknik Direktör kazanacak, ya da “Şenol Güneş ve Diğerleri” adlı çok perdeli vodvil sahnelenmeye devam edecek.

Ahmet Özen’li Trabzonspor’un bu maçtan çıkaracağı sonuç elbette önemlidir.

Ancak Fenerbahçe maçı açısından çok daha önemlisi,

Ahmet Özen isminin; hem kendini hem de taraftar ve futbol kamuoyu nezdindeki algısını netleştireceği maç olmasıdır.

Ben yeni statüsüyle CL’de iki ön eleme oynamak zorluğuna göre hiç de fena bir alternatif olmayan UEFA’yı garantilemiş Trabzonspor için; Fenerbahçe maçından çok Ahmet Özen’in “kazanılmış” olmasının çok daha değerli olduğuna inanıyorum ve ziyadesiyle önemsiyorum.

Bir cümle de sayın Özen’e edelim, şahsen;

Hocam; esnafın öğlen molalarında ızgara hamsisine maçlar yaptığı, her okulunda teneffüslerin maç, ders saatlerinin devre arası muamelesi gördüğü, yetmişlik ninelerin ve dedelerin bile çağdaş futbol yorumlarından haberdar olduğu, futbolu ve Trabzonspor’u, mesela 5 kişilik aile sofralarının 6. üyesi olarak görenlerin, kendine müthiş güvenen ama bunu yaparken de karşındaki insanı asla incitmeyen insanların şehrinde doğdun, yaşadın, yaşıyorsun…

Bu şehir kendi Messi’sini yaratabilir, bunu yapabileceğinizi bize gösterin lütfen. Sizden mucize beklemiyoruz, zira biz o şehri biliyoruz.

Beklentimiz şu; kendinizin farkına varın!!

VOLKAN KONAK SEVER MİSİNİZ?

Valla ben çok severim, bu yüzden bu akşam Bostancı Gösteri Merkezi’nde olacağım. Meraklıları için ayak üstü sohbetlere de hazırız, bedava.

Nihat Genç ne diyor biliyor musunuz? Volkan Konak Allah’ın Trabzon’a bir lütfudur.

SADECE TARAFTAR DEĞİL FUTBOLCULAR DA ÖRGÜTLENİYOR

Bir Trabzonspor ve Trabzon Sevdalısı mail atmış, mealen “ Abi biz yeni bir taraftar sitesiyiz, yazılarınızı kullanmamıza izin verir misin”

Yanıt;
Trabzonspor üzerinden “nemalanma” kaygısı taşımayan, sağa sola çamur atmayan, eleştiriye hoşgörüyle yaklaşırken özeleştirisini de sıkça yapan ve şehre duyduğu aidiyet duygusunu, banka hesabına yatacak cukkalarla kirletmeyen her kim olursa olsun, Sedat Tunalı’nın kaleminden çıkan her kelime, anasının ak sütü gibi helaldir.

Sonra da sevgili ağabeyim Serdar Bali aradı, “Sedat eski futbolcular olarak bir site kurduk, http://www.tsfutbol.com diye , senin yazıları da kullanabilir miyiz”

Bir an kendimi eski futbolculardan biri sandım, sonra beni de o efsane oyunculardan biri zannedeceklerini düşünerek, “tamam abi, ne demek”i çaktım.

Hiç unutmam bir maçta Ali (A.Kemal Denizci) sağdan sıfıra inip arka direğe kesti, uçarak kafayı vurmamla ağları yırtmışım, yazık oldu Süleymen Efendi’ye, böyle işte. Neydik biz yaw..

Reklamlar