taksim garabeti ve trabzonspor

Bu ülke  futbolundaki kokuşmuş oligarşik futbol diktasını paramparça edip,  Anadolu’nun onur ve emek dolu bayrağını İstanbul surlarına diken takımın, Trabzonspor’un formasını sırtına geçirmiş bir grup , aynı İstanbul’un orta yerinde bir siyasi parti taraftarlarına yönelik “fiili” saldırıda bulundu.  Sağdan bak ahmakça, soldan bak trajik; alttan bak cahilane, üstten bak komik.  Neresinden tutmaya kalksanız elinizde kalıyor.Okumaya devam et “taksim garabeti ve trabzonspor”

Delidolu bir ihanet

Çok geride kaldığı için yamulma ihtimalim fazla, ama 86 ya da 87 yılıydı. Karaköy’de Liman kahvesi vardı, hala da var sanırım. Eğer herhangi bir gemiye tayfa yazılmak isterseniz o kahvehaneye gider, Rizeli Macit ya da Sürmeneli Raci ile görüşür, belli bir “pey”  vererek adınızı kaydettirirdiniz.  Aynı adı taşıyan Samsunlu can arkadaşımla gidip adımı kaydettirmiştim.  Gidecektim,Okumaya devam et “Delidolu bir ihanet”

Ankara’ya çakal yağmuru yağdı

Hani bir yanınız güneş olur bir yanınız yağmur kaçağı;  hani bir elinizle gözünüzü alan güneşi gölgelerken diğer elinizin orta parmağıyla üzerinizi çamurlayan taksiyi  selamlarsınız ya, işte o yağmurdan biri yağdı Ankara’ya. Sevdiklerimden kimse yoktu yanımda, dişlerimden biri de gitmişti bırakıp, ama çakal yağmuru vardı işte. Her yağışı sonrası Trabzon’un tüm yeşilini Goğlise (salyangoz) boğan, çocukluğumuzun damlalarını harçlığaOkumaya devam et “Ankara’ya çakal yağmuru yağdı”

“Türk Futbolu Gelişiyor” Palavrasının Sonu ve Milyonluk Eşekler

Emperyalizme karşı kurulan yeni cumhuriyetin yönetim şeklinin demokrasi olması çok geçmeden eleştirileri de beraberinde getirmiş ve “demokrasi uğruna verilen bir savaş sonrası kazanılmış bir hak olduğunda değer kazanır, oysa Türk halkının böyle bir talebi olmadı, Mustafa kemal bu hakkı bahşetti, dolayısıyla da halk demokrasinin değerini bilemez” denmişti, hala da denir.   Galatasaray’ın mucizevi Avrupa şampiyonluğuOkumaya devam et ““Türk Futbolu Gelişiyor” Palavrasının Sonu ve Milyonluk Eşekler”

Almanya’ya yenilirsek sorumlusu Arda’dır!!

Elbette doğulu olmanın kim anlaşılması güç hallerine sahibiz, elbette meşrebimizcedir hayatı yorumlayışımız, yaşayışımız vesaire… Ancak bir ulusal futbol maçı öncesi sakatlığı nedeniyle bir futbolcuyu bu kadar tartışan, basit bir kasık sorununu tıp dünyasının en kritik sorunu imişçesine sayısız programda cılkı çıkıncaya kadar tartışmak hangi toplumsal kültürün ürünüdür? ne oluyor !? Altı üstü Arda Turan sakatlandıOkumaya devam et “Almanya’ya yenilirsek sorumlusu Arda’dır!!”

Bir Trabzon yazısı…

Trabzon oigarşinin temsilcilerinden birini daha dize getirdi dün gece. Hem de dönem olarak en havalısını, en pahalısını. Sıkıntılı bir dönemde alınan bir galibiyet olmasının dışında aslında bir Trabzon “sıradanlığıydı” yaşanan, zira bu takım oligarşiyi daha önce de sayılamayacak kadar çok dize getirmişti zaten. Soru şu; Trabzon takımının galibiyet golü öncesi kazanılan bir faul vardı, veOkumaya devam et “Bir Trabzon yazısı…”

En büyük gücüm en zayıf yanım

 Bir masumiyet size “baba” diye sesleniyorsa,  koşa koşa, kopa kopa gelip rüzgarın içinden  boynunuza sarılıyorsa, bir telefonun ucunda gün içinde yaşadığı herşeyi o doyumsuz tariflerle paylaşıyorsa,  herhangi bir nedenle uzakta kaldığınızda “çabuk gel baba” diyorsa, garajaısrarla “gajar”, çikolataya “kuçolata” demekten asla vazgeçmiyorsa,  “Trabzon” dendiğinde “bordo-mavi şampiyon”, Fenerbahçe dendiğinde “Ayıp öyle söylememelisin”i duyuyorsanız, yalnız gecelerde kokusunaOkumaya devam et “En büyük gücüm en zayıf yanım”