Şikenin Hendesesi ve Bir Teşekkür

Atilla Dilaver ile şu fani dünyada sadece 1 kez karşı karşıya geldik. O da, A Haber’de yayınlanan ve benim de editör desteği verdiğim Erdoğan Aktaş’ın “Memleket Meselesi” programına konuk geldiğinde. Aktaş’a kendisinden ve hukuki belgeleri yorumlanma becerisinden söz ettiğimde yayına almaya karar verdi ve programa davet ettik. Ulusal bir kanal üzerinden ve Aktaş isminin verdiğiOkumaya devam et “Şikenin Hendesesi ve Bir Teşekkür”

PAVLOV’UN KÖ-t-EKLERİ!

Not: Bu yazı bana mail yoluyla geldi ve yazarının bana geldiğindne haberi yok. lakin yazan arkadaş çok net bir fotoğraf çekmiş. kendisine ulaşma şansım yok, yazı bana geldiğine göre kamuya açık bir alanda yazılmıştır bu yüzden kullanmakta bir sakınca görmüyorum. Yazını nsahibi Berat kardeşimiz bana ulaşırsa yazısını kaldırabilirim. ************* “Aziz Yıldırım,Şekip Mosturoğlu,İlhan Ekşioğlu,Alaeddin Yıldırım. TamamıOkumaya devam et “PAVLOV’UN KÖ-t-EKLERİ!”

Sadri Şener Nereye Koşuyor?

İşler kötü gidince akıl veren çok olur, malum. Ancak işlerin görece en iyi gittiği dönemlerde bile gerçeği olanca yalınlığı ile ve elbet aklımızın kestiği kadarıyla herkesle paylaşmaya çalıştım. “Gerçek” diye tanımladığımız bu durumu iki boyutuyla gördük hep; Yönetim ve takım. Bu yazıda yönetim penceresinden bakalım; Trabzonspor’un asla bir yönetim kurulu olmadı ya da olamadı. SadriOkumaya devam et “Sadri Şener Nereye Koşuyor?”

FRANZ GÜNEŞ YA DA ŞENOL BECKENBAUER!

ŞENOL “BECKENBAUER”İN VAKTİDİR Saha sonuçlarını 7 yaşımdan beri önemserim. Efendinin Hacı Seyfi’nin omuzlarında “Trabzon Şehir Stadı”na girdiğim ilk günden beri aynı heyecanla. Şehrimin kazanmayı sıradanlaştırdığı bir kuşağın içinden geldim, oligarşi takımlarını fark atmadan yendiğimizde sanki berabere kalmış gibi üzülen, diğer Anadolu takımlarına ise “gereğinden” fazla gol atıldığında belli belirsiz üzülen bir kuşaktan. Sonra büyüdük.. VeOkumaya devam et “FRANZ GÜNEŞ YA DA ŞENOL BECKENBAUER!”

“Ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın….”

“Ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın….” “Meğer aşk imiş her ne var alemde” , meğer masumiyetmiş hayatı var eden, meğer  iyilikmiş kötülüğü yok eden, meğer  kıyıya vuran bir dingin dalga sesiymiş huzur, meğer  7 yaşı taşırken küçük yüreğinde babanın omzunda şehir stadına girmekmiş hayat, meğer deli akan ırmağı virajlayıp dünyanın en güzel teyzesine giderkenOkumaya devam et ““Ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın….””

İstanbul Karmasını (Milli takım!) Abdullah Avcı Mı Seçiyor?

İstanbul Karmasını (Milli takım!) Abdullah Avcı Mı Seçiyor? Herhangi bir teknik adamın, kendi ayağına kurşun sıkacağına inanmam, Abdullah Avcı da buna dahil. AA’’nın Milli Takımın başına hangi başarılarıyla “getirildiği” sorusu orta yerde duruyor, kimseyi tatmin eden bir yanıt verilmedi henüz, görünen o ki verilecek gibi de değil. “Bu soruyu sorması gereken medyadır” diyenleriniz oldu biliyorum,Okumaya devam et “İstanbul Karmasını (Milli takım!) Abdullah Avcı Mı Seçiyor?”

Futbol Lağımı Patladı!

Para komidinin üzerinde, ya ahlakınız, haysiyetiniz nerede? Bu haftaki köşeyi, G.Saray-BJK maçında açılan iğrenç ötesi bir pankarta ayırmıştık aslında. Güya, rakip Beşiktaş’ın çapsız ellerce düşürüldüğü çıkmazdan kurtulmak için başlattığı “feda” süreci “Para komidinin üstünde” yazılı bir paçavra ile sarakaya alınıyordu. Elbette ki o bez parçasını sıvayıp o tribüne sokan birkaç Zihni Sinir firarisi “ ileriOkumaya devam et “Futbol Lağımı Patladı!”