Bir Ömür Yetmez ki…(arşiv – 7-8 yıl oluyor)

Hayat çok zaman düş kırıklıklarıyla dolar içimize, taşar…Dışardan bakıldığında en sert rüzgar bile  “kayadan alsa alsa toz alır” fotoğrafı verdiğiniz bile olur da, içinizdeki fırtınalardan kimse haber alamaz, bazen kendiniz bile… Poyrazınız vurur yüreğinize, Yıldızınız zorlar durur kapılarını ruhunuzun, sonra sert bir Karayel çarpmış gibi ciğerinize, nefesiniz tutulur da, anlatamazsınız. Hamurunuz öyle sert rüzgarlarla yoğrulmuştur ki,Okumaya devam et “Bir Ömür Yetmez ki…(arşiv – 7-8 yıl oluyor)”

(arşiv – 2009)Ankara (Unsal Oskay) Frankfurt (Keşanlı Ali) ve Atatürk Bulvarı

Ünsal Oskay öldü. Derslerimize gelirdi İletişim Fakültesi’nde. İstanbul’da. Takım elbisesi içinde gömleğin üstüne giydiği kahverengi hırkasıyla , bir Anadolu beyefendisi fotoğrafı bırakmıştı belleğime. Sonradan çok daha yakın buldum, neredeyse tüm arkadaşlarım gibi. Vosvos’u vardı, “sanayide oynanmış” havası veren, vespa motosikleti bir de, üç karısı olmuştu hocamızın, bir de kedisi, ama yine de yalnız öldü, herkesOkumaya devam et “(arşiv – 2009)Ankara (Unsal Oskay) Frankfurt (Keşanlı Ali) ve Atatürk Bulvarı”

İsmet Özel – “Küçük İbo Neden Trabzonsporlu?”

İsmet özel 97 de yazmış…öz evlat söz evlat, meşruiyet zeminini kaybetmiş yasal zırhlara sığıntı aç gözlülük ve bir sehrin, tüm değerleriyle yağmalanışına anlık tepkilerle direnme refleksinde tatmin arayan öbeklesmis kalabalıklar topluluğu **** Küçük İbo’nun Trabzonspor taraftarı oluşunu, onun arabesk söylemeyi terk etmeyeceğine ve Türkçe’yi Urfa şivesiyle konuşmaktan vazgeçmeyeceğine dair beyanlarından ayrı değerlendirmek anlamsızdır. Anlam TürkiyeOkumaya devam et “İsmet Özel – “Küçük İbo Neden Trabzonsporlu?””

GÜLTEKİN’İN ANNESİ(Ekim 2013)

Ortaokul arkadaşım Gültekin’le okuduğumuz Maşatlık Ortaokulu’nu “kırarak” limandaki “beyaz taş” dediğimiz yere “güya” yüzmek için gitmiş ve hayatımın en büyük ve belki ilk travmasını kalbime kazımıştım. Gültekin beyaz taş’tan biraz açılınca kum teknelerinin kum çektiği yerde oluşan “anafora”a kapılmış ve çırpınmaya başlamıştı. Onu kurtarmak için denize atlayan ağabeyler bir yandan beni korumaya alırken bir yandanOkumaya devam et “GÜLTEKİN’İN ANNESİ(Ekim 2013)”

Cengiz çandar Oportunizmi (Mart 2012)

Bir futbol takımına gönül vermek (!) Üniversite yıllarımın bildik simalarından biriydi Cengiz Çandar. Devrimcilerle Filistin’de kamplarda eğitim görmüş olmasının bizlerde açtığı bir kredisi vardı, ancak çok kısa sürede bu kredisini tüketmiş, derin bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Ayrıntıya girip boğmaya niyetim yok. Büyük usta Nâzım Hikmet gibi “putları yıkıyoruz” da diyemeyiz, ama çelişkileri afişe etmek gibiOkumaya devam et “Cengiz çandar Oportunizmi (Mart 2012)”

Behzat Ç. göreve!(Taraf Mayıs 2012)

Behzat Ç. göreve! Gerçekmiş gibi duran hayalî kişi ve kurumların sporumuza bulaşan pislikleri değil temizlemek, kendilerinin de bir şekilde bu pisliğin parçaları olduğuna hep birlikte tanıklık ediyoruz. Kendi kulübünü her açıdan uçurumun kenarına getirip apar topar TFF başkanlığına voltalayan ve yurtdışında hakkında ceza kovuşturması yapılan bir muhterem zattan “çare” bekleyenlere uygun nahiyenizle gülmüyorsanız, kendinize gülebilirsinizOkumaya devam et “Behzat Ç. göreve!(Taraf Mayıs 2012)”

Neşe Düzel’in röportajı(Taraf-2012 mayıs)

Neşe Düzel’in röportajı Devlet olanakları ölçüsünde doğduğunuz andan itibaren size yatırım yapıyor, okutuyor, bebekken aşınızı yaptırıyor, iyi-kötü sosyal güvencenizi sağlıyor, şanslı ve başarılıysanız üniversite imkânı tanıyor ve çok az sayıda yurttaşına da akademik kariyerin tepe noktası olan “doçentlik” onurunu veriyor. Bu noktadan sonra bu unvana sahip çıkmak artık kişinin sorumluluğundadır. Kişi kendisine emek veren ailesiOkumaya devam et “Neşe Düzel’in röportajı(Taraf-2012 mayıs)”

Yataklı trenden metrobüse( Taraf-2012 temmuz)

Meyhanenin duvarında asılı duran Atatürk posteri sürekli sağa-sola sallanıyor ve her seferinde ters istikamete doğru yarım bir hilal çiziyordu. Bu salınışlar yemekli-içkili vagonun ve çalışanlarının rutini, benim gibi treni sık kullanan kimi müşteriler dışındaki herkes için ise adrenalin salgı makinesi gibiydi. Çok sallıyordu TCDD, iyi ki de sallıyordu hoş, hayatın suni sorunlarını sallamasını bilmeyenlere yolOkumaya devam et “Yataklı trenden metrobüse( Taraf-2012 temmuz)”

8 Mart ve Annem Makbule Kınalı

Hacıhasanların kızı, Efendilerin gelini, Hacı Murat’ın en büyük oğlu Seyfullah’ın vefa, cefa, çalışkanlık ve verimlilik timsali karısı Makbule Kınalı , uluslar arası kadın hakları hareketinin belki de en önemli figürü devrimci önder  Clara Zetkin’le hiç tanışmadı, bilmedi, varlığından bile haberdar olmadı Zetkin’in…Ne Clara’nın seçimiydi bu ne de Makbule’nin. Clara 1877 yılında Almanya’da Leipzig’de doğmuştu,  MakbuleOkumaya devam et “8 Mart ve Annem Makbule Kınalı”

Vakit Tamam…

Eyüp’ün evi vardı Çengelköy’de, ve Eyüp’ün evinin yüzlerce misafiri olurdu, çok kıskanırdım Eyüp’ü, benim hiç öyle evim olmamıştı, insanları ağırlamaktan şehvetli bir haz alırdı can dostum, hala öyledir, ve ben hala kıskanırım… Bir gün aradı Eyüp, ” Selo gelsene, bu akşam çok sevdiğin bir adam geliyor bize, sen de gel, muhabbet ederiz, köprüye karşı içerOkumaya devam et “Vakit Tamam…”

Trabzon’daki sevgisizliğin kaynağı ne?

(8 yıl önce yazılmış) Hababam Sınıfı’nın yazarı, şair-yazar Rıfat Ilgaz 80’li yılların ilk yarısında Trabzon’a gelmişti. Trabzon Lisesi’nde öğrenciyim, bir kitabevinin davetlisiydi ve söyleşecekti okurlarıyla. İçimdeki heyecanı anlatacak gücüm yok. Ünlü bir “yazın adamı” geliyordu şehrimize, Hababam Sınıfı başta olmak üzere, bu ülkede yoksul çocuklar üzerine yazılmış en güzel şiirlerin de şairi, bir güzel adam.Okumaya devam et “Trabzon’daki sevgisizliğin kaynağı ne?”