Amatör 

Kadroları gördüm ve anladım ki Ersun Yanal’ın B planı yok, kafasında bir şablon oluşturmuş ve skorlar “idare eder” şekilde devam ettiği ve milyon avroluk maaş hesaba yattığı sürece de yeni bir arayışa girmeyecek. Ligin en sakar stoperi ve açık ara en ağır önliberosu ile sahaya çıkma inadında ısrar eden Yanal’ın geldiğinden bu yana aldırdığı oyuncu sayısı Şikeci Bülent Uygun ‘un Buca’ya aldırdıklarını geçti, insan biraz ar eder!

Bir mahalle takımı gibi dağınık oynayan Trabzon, kaliteli tek yabancısı Kuçka’nın bazukasıyla skor üstünlüğünü de yakaladı ama saha içi şaşkın ördek spor halleri hızlanarak sürdü. Net 5 pozisyon yakalayan Göztepe, biri penaltıdan 2 gol çıkardı , devre sonuna doğru gelen Rodellega golüyle de ilk yarı berabere sonuçlandı.

Ersun Yanal İlk yarıdaki oyundan ve oyuncu performanslarından memnun olmalıydı ki değişikliğe gitmedi. Rakibe asist rekorunu zorlayan, 15 pas girişiminde 18 hatalı pas üretebilen oyunculardan vaz geçmedi. Sonra bir de ne görelim, geçen haftaki Fener deplasmanında rakibe tam 12 faul yapan Bero oyunda! 

Operatör Hakem profili çizen Serkan Çınar’ın iyi bir hakem olmadığı çoklarının malumudur. Takdir haklarını ev sahibinden yana kullanmasının özel bir nedeni var mı bilemeyiz, ama skora direk etki eden bir hatası da olmadı. Unutmadan, geçen sezon Trabzon zordayken Adana maçında rakibi katleden de aynı hakemdi.

Ezcümle;

Ya Ersun Yanal’ın istifa etmesi gerek, ya da en az 4 transfer. Seçim her şeyin en güzelini bilen Usta’nın.

Ey gidi Eşref Akyazı hocam, bak şu takımda oynayanlara da bişe de bize! Seviye bu kadar düşmüş müydü hiç?

Ligin en kötü iki takımının  maçında ikili averaj da  çok önemliydi, muhtemel bir şampiyonluk mücadelesinde , ee ,  şaka şaka;) 

Tesadüf Konya maçı, bitik Fener’den korkakça 1puan, çekirge İzmir’de zıplayamadı, takke düştü kel göründü

Ha evet tabi, milli maç arasında toparlanacaksınız değil mi Usta Yanal:)

Bu arada Çaykur Rize Bero’yu istemiş, ama güreş takımına:))

Operasyon hakemi Serkan Çınar’ın maçı bitirme anı ise ibretlik ve UEFA lık, Usta onu da çözer!!

Halka yalanlar söyleyen spor yorumcuları ve medya, benim yazım bu kadar, şimdi sizi dinleyelim, aman ekmeğinizden olmayın ha!!! Korkmayın bu camia gerçeği hesapsızca söyleyenleri değil yalanları ve çakalları sever.

Reklamlar

Volkan Konak’tan Hain Çıkartmak!

Dünya’nın merkezi Türkiye demek milliyetçi bir böbürlenme olarak algılanabilir, ama Dünya’nın merkezi Anadolu odaklı Ortadoğu coğrafyası dersek hem memleketimize haksızlık yapmaz hem de gerçeği ırk temelinden evrensel bir zemine taşırız.

Bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakanlığı döneminde elini taşın altına koyarak Kürt sorununu onurlu bir çözüme taşımak için risk alması çokları gibi beni de umutlandırdı 

Süreç onca iyi niyetli çabalara rağmen, PKK’dan kop-a-mayan Kürt siyasetinin basiretsizliği, PKK önder kadrosunun emperyal güçlere maşalığı seçmesi ve hepsinden önemlisi;

Barış Süreci’ni toplumsallaştırma ve içselleştirme evresinin en etkin ismi olabilecek Abdullah Öcalan’ın işlevsizleştirilmesi barış umudunu başka baharlara öteledi, Anadolu’nun ve coğrafyanın kadim halkları değil, insan eti yiyen Batı emperyalizmi ve onların taşeronları kazandı, şimdilik…

Volkan Konak’ı en az 30 yıldır tanıyorum. Siyasi görüşü ne olursa olsun , kardeşlik hukuku üzerinden herkesle  diyaloğa açık, ülke ve bölge gerçeklerinden haberdar ve memleket sevgisiyle, boğulurcasına üstelik, doludur. 

Erdoğan’ın Barış Süreci herkes gibi Konak’ın kardeşlik umudunu da yeşertti şüphesiz. 

Siyasilerin yönettiği süreç şu veya bu nedenle tıkandı, malum.  

Soru şu;

Süreç sizin elimizde olmayan nedenlerle tıkandı diye, içimizdeki insan ve kardeşlik sevgisinden vaz mı geçmeliyiz? Tabi ki hayır!

Volkan Konak’ın yaptığı da buydu, kardeşliğe ve barışa sahip çıkmak. Bu suçu işlemeye hazır milyonlardan biri de benim.

Bence de zamanlı zamansız çok öne çıkardığı siyasi kimliğinden dolayı eleştiriler alan Konak’ın, şike sürecindeki tavrı da çoklarınca yanlış bulundu ve “şer cephesine” yeni katılımlar oldu.

Hiç birimiz peygamber değiliz , beşerin türlü çaresizliklerinden payımıza düşeni reddetme kudretinden de mahrumuz, üstelik.

Konak’a yönelik “ideolojik vb” öfkesini kusmak için, Eren canımızın hayata düşman katillerce katledilmesini fırsat olarak görenler; en başta Konak’a, sonra kendilerine ve daha önemlisi de Eren’imizin hatırasına saygısızlık eder. 

Volkan Konak Maçka yaylalarında çobanlık yapan bir çocukluğun üzerinde büyüttü kendini, Eren’imizin daha tomurcukken katledildiği o yaylalarda. 

Bizlere düşen kardeşliğe sarılıp kötülüğün tohumlarını önce vicdanlarımızdan sonra da dağlarımızdan temizlemek.

Volkan da bir dağ çiçeğidir Erencanımız da. 

Volkan Konak deliliğe yakın seyreden bir memleket müptelasıdır. Etmeyin..

&&&&

İçimi döküp kendime, dertleşip halleştik bir zaman 

Derlenip toparlandık sonra 

Heyhat . sığmadık 

Toprak sığmazmış çukuruna 

Yığıldım içimin kıyılarına

&&&&&

Ah Eren’im …

Eren için ne zaman bir şey yazmaya dursam, içime tarifi zor bir acı düşüyor, yutkular fırtınası, artçı artsız.

Kimsenin kalbini bilemeyiz, belki çokları farkında bile değil kötülüklerinin,  taşranın uzaklığı kilometrelerden çok daha fazla, gönül kapıları kapalı, hissetmiyorlar hiç bir şeyi.

Bugün Eren’imize sahip çıkanlara bakın; şikeyi örtbas eden TFF, sporu güçlülerin randevuevine dönüştürmüş iklim ve medya, hepsi Eren’i ne de çok severlemiş meğer.

Ulan Trabzonspor şampiyon olduğunda Eren’e ve milyonlarca Trabzonsporlu çocuğa bu sevinci çok gördünüz şerefsizler sürüsü! 

PKK’dan ne farkınız var!

Siz Eren’canımızın o masum sevincini çaldınız,  kendi halkına düşman PKK’da  hayatını…

Başka hayatlar üzerinden vicdanlarını temize çekmeye çalışan alçaklar, kirli ruhlarınızı temizlemeye aynalarınızdan başlayın, Eren’imize dokunmayın!

3 Sedat 3 Tunalı / Şampiyon Trabzon Olur!

Diyebilsek keşke!

Futbolu geçen yüzyılın başında oynamaya başlamasına, ilk fikstürlü lig ve ilk futbol kitabının tercüme edildiği kent olmasına rağmen doğum tarihini neredeyse benimle birebir aynı tarihe çeken (2 Ağustos 1967) Trabzonspor, (kimilerine göre) 50. yılını gösterişli stadında kutladı. Kutlamalar kapsamında İspanyol La Liga’dan Deportivo Alaves’le de bir hazırlık (gösteri) maçı yapıldı.

Trabzonlu pek çok çocuk gibi futboldan soğuma emareleri gösteren evlat Kuzey ve kuzeni Yiğit’i de alarak, mensubu bulundukları ve hatta nüfus kaatlarında taşıdıkları takımlarının büyüklüğünü bir kez daha hatırlamaları için stada, maça gittik

İçeri girdiğimiz an, ses ve ışık gösterilerinin başladığı ana denk geldi ve evlatlar bu faslı pek sevdiler.

Sonra maç başladı. Goller oldu filan, çıkışta tekne ve havai fişekler, sonra otoparktan çıkış çilesi, sonra trafik çilesine isyan edip Akyazı’dan Faroz’a yürüme, yolda Yiğit’in okuldaki kavga hikayeleri vesaire. Gece 2.5 ta Zavzaga’da olduk,  sonra uşaklar maç öncesi Rüştü’nün Fırınından aldığım giymaliyi gömdü.

Gelelim maça;

3 ayrı kimlikle izledim, 3 ayrı bakışla yazalım.

(1.kişi, ST Trabzon’da yaşayan, futbolcularla , yöneticilerle oturup kalkan, kampa, maça vs. TS olanaklarıyla gitmek zorundaki yerel medya mensuplarından)

” Tribünler ve ortam şahaneydi. Başkan Usta ve ekibi her şeyi dört dörtlük düşünmüş, tribünleri dolduran 41.461 kişi şampiyonluk hedefine kilitlenmişti. 

İdeale yakın kadroyla sahaya çıkan bordo mavililer daha ilk dakikadan itibaren dişli İspanyol ekibinin sahasına hapsetti. Bu baskı kısa sürede sonuç verdi önce Bongonda sonra da Yusuf Yazıcı Alaves’i bitirdi.

Yanal’ın öğrencilerinin özellikle kompakt oyun konusunda göstermiş olduğu uyum gözlerden kaçmadı ve bordo mavililer rakiplerine “şampiyon benim” dedi.

Özellikle Uğur Demirok, Mas , Okay ve Aytaç’ın performansları parmak ısırtırken, menecerler böyle giderse bunları Türkiye’de tutamayız diyerek sözleşme yenilemesi önerdiler!

***

(2. kişi sıradan taraftar, esnaf kefalet kooperatifleriyle işi olmayan sessiz taraftar)

“Takım aslında kötü sayılmaz. Kuçka iyi oyuncu, Bondonga da enteresan birine benziyor, iyi bir hoca elinde sıçrama yapabilir. 

2 stoper, biri delici 2 çabuk orta saha ve bir de golcüyle şampiyonluk neden olmasın!

***

(3.kişi İstanbul’da yaşayan, kimin hangi hesaplar içinde olduğunu az çok bilen-gören , aklı ve birikimini duygularına teslim etmeyen, taraftara yalan söylemeyen ST)

“Castillo ve Burak Yılmaz dışında ideal 11 diyebileceğimiz bir dizilişle sahaya çıkan Trabzonspor,  lig öncesi en ciddi sınavında La Liga temsilcisi Alaves’i ağırladı. Biri rakibi hücumda yakalamayla gelen Yusuf Yazıcı bitirişi, diğeri enfes bir Kuçka pasını aynı güzellikte gole dönüştüren Bongonda klasıyla gelen 2 gol maçı orada bitirdi. 

Alaves’in, sezon finali yapan iddiasız ve düşme korkusuz lig takımı havası, maç boyu sürdü. Hatta TSli oyuncuların sertliklerine sadece onlar değil tribünler de şaşırdı desek yanlış olmaz. Çok belliydi ki Alaves, “kıramayacakları” bir kişi ya da banka hesabı hatırına ‘yenilmeye gelmişti’

TS’yi çok dikkatli izledim. Rakibin boşvermişliğine karşın her oyuncu olması gerektiği gibi ciddi bir 90 dakika çıkardı. Ersun Yanal farkı olarak takımın fizik gücünün hayli iyi olduğu da farkedildi.

Lafı çok uzatmanın anlamı yok. 

Trabzonspor bu oyuncu kalitesi ile sezon sonunda, 

Ödediği bonservislerin ya da toplam takım değerinin “uygun” düşeceği bir final yapamaz, siz en iyi derece 4. lük olarak okuyun

Günümüz futbolu bu kadar “ağır” oynayan, çabuk oynamaya kalktığında her topu rakibe teslim eden ve aceleyle çabuğu menemene dönüştüren oyuncularla şampiyonluk düşüne olanak vermez. 

Teselli arayanlara da bir peş verelim; Evet mucizeler çağı kapanmadı!

***

Olcay Saral

5 kuruş borçsuz Ofspor’un 5 yıllık Başkanı Olcay Saral, kısa süre önce göğsünden “darlanması” önce kısa bir hastane macerası ve bir stentle final yapan tedavi süreci yaşadı, Trabzon’dayken ziyaret etmemek olmazdı, ‘Of’un döneri başka dönerlere benzemez aç gelin” ( Kuzey de var ) dedi.

Başkan gider gitmez beni fındık harmanının başına oturttu, gördüğünüz dev harmanı denleduk!

Sıfır borçlu bir kulübü nasıl yarattınız soruma çok net bir yanıt verdi Olcay Saral; ” Menecerler bizi pek sevmez ve uğramazlar pek bize”

Trabzonspor ve Trabzon futbolunun geldiği nokta peki?

“Trabzonspor kendi değerlerine aklını kullanarak dönme şansını kullan-a-madı, şimdi mecburen dönecek, bu yolun sonu ya duvar ya uçurum”

Neden bu noktaya geldi?

“Trabzonspor taraftar taleplerine göre yönetilemez, taraftarın önemli bir kısmı transfer ve kazanma bağımlısı olmuş, ille de kazan, ille de şampiyon ol, ille de şampiyon olacağım dersen final bir şekilde rezilliğe çıkar”

Çare?

“Bir başkan çıkacak ve diyecek ki, ey ahali İstanbul takımlarıyla onların yöntemleriyle başa çıkamayız, kulüp battı batacak. Benden 5 yıl şampiyonluk beklemeyin ben de 5 yıl sonra kendi modeliyle şampiyon olabilecek bir takım yaratayım”

Taraftar Sabreder mi?

“Gerçek taraftar tabi ki sabreder, ama tribünler üzerinden beslenen taraftar tipi tabi ki karşı çıkacak, ama başkan dediğin de dik durup doğru da ısrar edecek”

Siz neden olmayasanız?

“Damarlarımı stentle doldurmaya niyetim yok, hayat Ofsporla gayet güzel”

Döner güzeldi, sevgili Başkan Olcay Saral iyiydi, bu dönerden de iyi haliyle, bu yazıyı Olcay Saral’ı başkanlığa ısındırıyorlar diye düşünen olursa da, lüzumsuz bir hassasiyet, takılmayın

***

Araklı-Bayburt Yolu

Yaklaşık 5 yıldır her yaz Araklı Karadere yolundan tüm Karadeniz’in en güzel köyü olan Zavzaga’ya ulaşmaya çalışırım.

Trabzon’u Bayburt üzerinden Anadolu’nun doğusuna bağlayan bu yolun, Araklı girişten yaklaşık 10 kilometrelik bölümde sürdürülen çalışmalar 5 yıldır devam ediyor.

Canbezdiren çalışmalar (benim bildiğim kadarıyla 5 yıldır) bitmek bilmeyince farklı duygulara kapıldım. Öyle ya , Akparti’nin en çok övündüğü alanda 5 kilometrelik yolun inşa sorunu olamazdı, ee öyleyse ne?

2 ihtimal var;

Ya Araklı Belediyesi yol güzergahında Miletoslulardan kalma bir hazine olduğu bilgisine ulaştı, bu nedenle hazineye zarar vermemek için iğneyle kuyu kazıyorlar

Ya da ihaleyi Karayolları Genel Müdürlüğü değil de Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu yaptı, yol yapma görüntüsü altında Büyük İskender’in kayıp mezarını arıyorlar!

Oy dereler dereler da neler bilirim neler

***

Şike Davasında Son Durum

2O11 de şike örgütü ve baş koruyucuları TBMM tarafından anasının ak sütü gibi helal şampiyonluğu ve sevinci hırsızlanan Trabzonspor camiasının, hakkını arama kararlılığının son durağı FİFA’nın dosyayı inceleme süreci devam ediyor. 

Biraz hukuk bilgisi olan ve dosya içeriğine yüzeysel de olsa vakıf olan herkes biliyor ki, buna şikeciler de dahil, FIFA şike dosyası cezasız kapatılamayacak kadar “dolu” 

Burada TS camiası tarafından bilinmesi gereken, şu kirli futbol çağında %100 haklı olsanız da davanıza sahip çıkmazsanız, dosyanız UEFA ve PLATİNİ örneğinde yaşandığı gibi 30 milyon avrocuk hediyeler karşılığı yolunu şaşırabilir, adaletin tecellisi uzatılabildiği kadar uzatılır.

Bunun için de yapılması gereken FIFA veya Dünya Futbol Kamuoyu nezdinde etkin lobi faaliyetleridir.

Bunun için de, ülke ve Dünya tarihinin tescillenmiş en büyük şikesinin mağduru Trabzonspor ve onun Başkanı Muharrem Usta’nın harekete geçmesi şarttır. Ancak ne hikmetse Muharrem Usta bir türlü harekete geçmiyor? 

Sorun para olamaz, zira ortada fol ve yumurta yokken vasat bir oyuncusunun sözleşmesini ballı bir zamla yenileyen, bununla da yetinmeyip oyuncuya tarihte eşi görülmemiş şekilde her sezon başı 200 bin avro harçlık verme ağalığına soyunan TS yönetimi için 200 bin avroluk pr bütçesinin lafı mı olur? Herhangi bir menecer vurgununu önleyin yeter misal?!

Sorun nedir sayın Usta? Siyaseti ima eden cümleler kurarsanız inandırıcı olmaz, siz de biz de biliyoruz ki siyaset hukuk yoluyla hak arama yoluna hiç müdahil olmadı, olmaz, olmayacak. 

Siz camianın başkanısınız ve şike davasında keyfiyet gibi bir seçeneğiniz yok. 10 maç üst üste yenilin sesimiz çıkmaz, ama bu davada en küçük eksiklikte beyninizde  boza pişirmeye devam edeceğimizi bilin. 

Yusuf Yazıcı’ya verdiğiniz ev sözüne benzemez bu. Geç kalma lüksümüz yok. Yarın çok geç olmadan…