Temmuz 2018 …

Türk Futbolu Neden temizlen-e-mez

—————————————————-

Fenerbahçe, şikenin müseccel markası Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının marifetleriyle çaldığı kupayı sahibine teslim etmeden sporumuzda temizlik ve barış asla gerçekleşmeyecek, bu sosyolojik gerçeklik başucumuzda dursun

Ama konjoktürdür, siyaset sosyolojisidir, Feto ihanetinin sarmalında gündem dışıdır, şudur budur diye sabır çekerken, en alt düzeyde bile temizlik yapılmaması ülkede yaşama isteğini ve adalet umudunu sıfırlıyor

Misal şike sezonunun etkin isimlerinden biri olan Abdurrahman Arıcı, her normal insanı kuşkular içinde bırakacak faaliyetlerine rağmen görevinden alın-a-mamıştır

Darıcı, şike sezonunun en kritik haftasında , yani şike çetesinin hasat haftasında, Eskişehir- Trabzon ve Buca- FB maçlarının oynandığı hafta çok ilginç ziyaretler yaptı.

İlk ziyareti maçtan 2 gün önce Dış Ticaret Müsteşarlığına oldu. İlk bakışta gayet doğal gelebilir. Ama ziyaret ettiği kişi, 2 gün sonrasının Eskişehir -Trabzon maçının hakemi Bülent Yıldırım’dır ve o Yıldırım şampiyonluğa koşan Trabzonspor’un biri tartışmasız 2 golünü iptal etmiş ve maçtaki tüm takdir haklarını ev sahibi lehine kullanmıştır. Şike tapeleri ortaya dökülünce de pisliğin tüm boyutları lağım gibi patlamıştı.

İşte bu Arıcı, aynı hafta kendisini de İzmir’deki Buca- Fener maçına gözlemci olarak atıyor ve oyundaki yerini alıyordu . Fanatik bir fenerli olması elbette ki haksızlık yapacağı anlamına gelmezdi, ama devre arasında (fener 3-1 mağlup) hakem soyunma odasına girdiği iddiası mide bulandırmaya yeter de değirmeni bile döndürürdü.

Bu ilişkilere giren adamın bile hala görevde kalabildiği futbolumuz, ne Hasan Doğan ne de Lefter Küçükandonyadis gibi isimler üzerinden temize çekilemez. Pislik orta yerde duruyor, herkes de seyrediyor. Mandalla nereye kadar, hep birlikte izliyoruz…

@@@@@@@@@@@@@@@

“Neye Kime Transfer”

Varsın herkesin kötü adamı olayım. 2000 yılında Mehmet Ali Yılmaz’la kurumsal ve varoluşsal çöküş yaşayan Trabzonspor, kent dinamiklerinin harekete geçmesiyle Özkan Sümer liderliğinde bu çöküşü durdurmayı başardı. Kabaca gidiyorum,
Atay Aktuğ geldi, çok doğru işler yaptı, çok yanlış işleri gibi…
Nuri Albayrak geldi, doğru işler de yaptı yanlış işler de. Ama Sivas faciasında bizzat Trabzonlular tarafından yalnız bırakıldı, sıtkı sıyrılmış halde bırakıp gitti.
Sadri Şener geldi sonra. Vücut dili ve konuşma yeteneği, hazırcevaplığı ve zekasıyla camia için bir başka umudun adı oldu. Şike süreciyle yüzleşti. Çok zor bir dönemde başkanlık yapıyor olmanın yüküyle ezildi, ufalandı, sonunda da gitti.
İHO geldi sonra, İbrahim Hacıosmanoğlu. Tescilli şikeci Aziz Yıldırım’ın hem suçlu hem güçlü atarlanmalarına karşı, O’nun kaleminden ve dilinden anlayan biri olarak öne çıktı.  Ama başkanlığa seçilene kadar değer verdiği dinamiklere ve kent birikimine, başkan seçildikten sonra sırt çevirdi. Başkan adaylığı sürecinde sesini kitlelere duyurması için aracı oldum, ama o ikili görüşmelerde ne söylediyse tersini yaptı, menecerlerin oyuncağı oldu, kulübü çöp oyuncu pazarına çevirdi eh o da kaçtı, cezası bitmemişti Trabzonsporluların:)

“Ben başladığım hiç bir işi yarım bırakmam ve başarısızlık benim lügatımda yoktur Sedat” dediği gibi, isim hanesine yüzlerce farklı isim ve medya mecrası ekledi. Muharrem Usta’nın Başarıdan neyi kastettiğini, arkasında bıraktığı borçlar dağı ile anladık. Üstelik bu soygun gibi sözleşmeleri, şikecilerle kol kola girmiş isimlerle lekeledi, sonra o da kaçtı gitti…

Gönüllü kayyum Ahmet Ağaoğlu ve arkadaşları şimdi görevde. Şeytanın avukatlığını yaparak yoğurdu poyraz fırtınasına tabi tutsak ve kötü niyetli odluklarını, önceki başkanların nerelerden nerelere geldiklerini görerek iştahlandıklarını düşünsek bile, ortada har vurup harman savrulacak bir şey kalmamıştı, kapıyı çalan elinde haciz kağıdıyla geliyordu.

Gelinen noktada bu yönetime “transfer de transfer, ille de transfer, mille de transfer” baskısı yapmak Trabzonsporluluk olamaz. Elbette ki genç kitle transfer isteyecek, onlara durumu anlatmak da büyüklerin, medyanın, başkanın vs görevi. Yakın zamanda medyaya düşen borç ödeme listesi, Trabzonspor yönetimlerinin utanç listesidir aslında, ama maalesef utanmak rafa kaldırıldığı için aslında çok istemelerine rağmen utanamadılar!

Sevgili Trabzonsporlu.
Türkiye 1. ligine çıkmak için para saçan Trabzonspor’un meşhur PTT mağlubiyetiyle biten son hüsran sezonunun ardından ne yaptı Trabzonspor biliyor musun?

Trabzonspor “zorunlu” olarak kendi kaynaklarına döndü. Aslında bu zorunluluk, bir rüzgar ekimiydi ve izleyen yıllar bu tarlalardan fırtına biçti Trabzonspor.

Tıpkı şimdi olduğu gibi. Yine bir sorunluluk ve yine alt yapıya zorunlu bir dönüş…
Trabzon ve Karadeniz insanı genetik olarak futbola yatkın. Trabzon’un ihtiyacı olan şey bu kaynakları akılcı ve verimli kullanacak aklın eksikliğidir.

Hem Başkan Ağaoğlu  hem de Özkan Sümer/ Ünal Karaman ikilisi bu ihtiyaca cevap verecek saygın portreler.

Bu takım “dişlileri yerine oturtacak” bir kaç zorunlu takviye ile bu ligin tozunu atacak potansiyele sahip.
Önce destek sonra sabır.

Reklamlar