Mahur Beste

IMG_20170625_150440

Sevgili annesi;

Seni mutlu edecek bir haberle başlayalım. Daha mutlu edecek olanı akışta öğrenirsin, az sabır:)
Uğruna ölümü göze aldığın Kuzey, senden aldığı temelin hakkını verdi geçen hafta sonu ve 152 arkadaşı ile girdiği 8.Sınıflar LGS sınavını, İnkilap Tarihi’nden (bilirsin katma değeri Türkçe Matematik ve Fen’e göre düşüktür) 1 yanlış ve 49 doğru ile çok başarılı şekilde tamamladı. Merak etme, motivasyonunu fazla kaybetmesin diye çok hafif uyarılardan başka hiçbir müdahalem yok, hoş bu huyumu sen de , çoğu kere şikayetçi olarak hatta, bilirsin.
Kuzey’e tek söylediğim şu; evlat kendi kapasiteni senden iyi kimse bilemez ve bütün amacın kendini aşmak olmalı, ki bu da ille de 8. sınıfta olacak diye bir kaide yok, tüm sınavların sonuncusu da olsan kalbimizin köşkü senindir, bilmem doğru mu yapıyorum ama durumumuz budur.
Ve şimdi de seni çok bekletmeden daha çok sevineceğin haber:)
Ama ilk işin, bu haberi önce,
Daha iki ay önce seninle buluşan dedesine ,
Sonra aklını seninle birlikte aldığı babaannesine ve fakülteden o çok sevdiğimiz, Süleyman’a, artık keyfine göre geri kalan kim varsa onlara da, anlat, unutma bak!
İki hafta önce veli toplantısına vardı okulda. Branş öğretmenleriyle görüşmeler vesaire bilirsin. Bu arada Denizatı’nın o çok sevdiğin kurabiyelerinin hatırını senin için de sordum merak etme, ha evet tabi ki senin yaptıklarının yerini tutmaz!
Son görüşmeyi İngilizce hocası ile yapıyordum.Her hocası gibi İngilizceci hanımefendi de, Kuzey’in kurduğu uzun cümlelere olan hayret ve hayranlığını ifade ederek, (seni bilmediği pek belli) her şeyin yolunda olduğunu söyledi, ben de teşekkür ederek vedaya hazırlanırken birden bire;
“Bir şey daha var söylemeden geçemeyeceğim” dedi, yüzünde tebessüm.
Devam etti sonra;
“Geçen gün 8. sınıf erkekleri okul bahçesinde futbol oynarlarken, 8. sınıf kızlarından birkaçı yanıma geldiler ve birlikte izlemeye başladık çocukları. O sırada kızlardan biri ‘hocam 8. sınıf erkekleri içinde en çok Kuzey’i seviyoruz, bize karşı her zaman nazik, her zaman adil , her zaman paylaşımcı ve olgun davranıyor’
Diğer kızlar da hararetle destek verdiler bu söze, bilin istedim”
Biliyorum, sen de şu an benim o an hissettiklerimi hissettin. Okul sonuncusu olmasa iyi olur tabi, ama öyle de olsa, arkadaşları tarafından gıyabında bu kadar takdir edilmesi, tarifi zor binbir çiçekli bir bahçeye fırlattı beni, dünyamın kokusu değişti, nisan yağmuru ile ıslanıp, sabah güneşiyle kurudum, üstüm başım nar çiçekleri, (Üniversitenin yemekhane girişine yakın nar ağacı çiçeğe durduğunda birlikte fotoğraf çektirmiştik ya hani ,işte o anı yaşattı bize o kutsal emanetin). Öylesine “insan” bir temel atmışsın ki oğluna, bulunduğu her yerde ışığı(n) fark ediliyor, biliyorum en güzel doğum günü armağanı bu sana,evlat kokusu:)
Zaman zaman seni aradığını sen de hissediyorsun biliyorum. Merak etme , her şeyin farkında ve sana layık bir evlat olacağından zerre kuşkum yok. Sen maddeye hiç değer vermezdin bu senden de ileri. Söylemiştim, okulla birlikte Almanya gezisi yaptılar ve kurallardan biri de kendilerine verilen dolap anahtarlarını kaybetmeleri halinde 50 avro ceza kesileceğiydi. Ne yapmış Kuzey dersem çokları anahtarı kaybetmiş der, ama öyle olmamış tabi. Kuzey anahtarını kaybeden arkadaşına kendi harçlığı olan 70 avronun 50’sini vermiş, bilmem bu sana bir şey hatırlattı mı:)
“Niye oğlum?”
“Baba ya babası çok kızsaydı ve dövseydi onu daha mı iyi olurdu”
Ne diyebilirdim ki, annesinin oğlu:)
Zahiri yokluğunu su ve buz örneği ile anlatmayı denedim, çaresizlik ne kötü şey!
“Su hep var oğlum” dedim, “kimi zaman kaynar göklere çıkar, kimi zaman donar toprağa denize yapışır, ama senin de anlayacağın gibi su hep var olur hayatımızda. İşte anneni de su gibi düşün, aslında o hep bizimle”
Yüzü güldü Ömer Kuzey’in, (babaannesi hep Ömer demek isterdi , ama seni üzmemek içim söyleyememiş) tıpkı şu an senin yüzünde açan gül gibi o da gül dü.
Sana bu mektubu yazarken, Trabzon sevgisiyle kendini ve kariyerini kaybetmiş bir abimizin daha sizin tarafa göçtüğünü öğrendim. Yüzü hep gülen, çevresine neşe saçan Serdar Sevim abimiz de size emanet artık. Yaş 50 yi geçince sevdiklerimiz ve sevenlerimizin sizin tarafta daha çok olduğuna sevinmek mi gerek üzülmek mi, bilemedim.
Durduk yerde, bir iş günü iş yerinden gelen bir telefonla, sinirli bir şekilde iş yerini terk edip eve gittiğini ve seni yalan söylemekle itham eden iş yerindeki müdürüne “adamsan bir yere ayrılmazsın, bir saat sonra geliyorum” dediğini hatırladım.
Bunu yapacağını benden iyi kim bilebilirdi? Hemen eve gelip, eşofmanlarını giyip çıkmak üzere olan seni nasıl zar zor durdurduğuma tüm Çamlıca şahittir, çantanda ne vardı kim bilir!
Beton gülü gibi açmıştın hayata, kardelen hafif kalır seni tarife. İnananların anlayanlardan mesut olduğu bir dünyaya düşmüştü yolumuz, benim seçişlerime çoğu kere tebessüm etsen de, -misal “bu Trabzon sevgin trajikomik” derdin, meğer ne kadar haklıymışsın
Boğaziçi Üniversitesi’nin , Aşiyan’ın hemen üstündeki boğaza bakan banklarında oturup müjganlar ağlaşmadan “Mahur Beste”yi söylediğimiz geceyi hatırla ve bekle, ırmakların denize kavuşacağı günü…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s